2026 Birleşmiş Milletler’den “Kadın Çiftçi Yılı” I A. Nedim Atilla yazdı
SOURCE:OdaTV
Kadınlar dünya gıdasının yüzde 40’ını üretiyor ama toprağa, gelire ve karara eşit erişemiyor. Birleşmiş Milletler’in ilan ettiği Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı, bu görünmez emeği görünür kılmak için bir çağrı.
01 Ocak 2026 10:10 |Son Güncelleme: 01 Ocak 2026 10:10
2026 yılı, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu tarafından birden fazla tema için uluslararası yıl olarak ilan edildi… Resmi olarak belirlenen temalar şöyle:
Uluslararası Sürdürülebilir Kalkınma İçin Gönüllüler Yılı (International Year of Volunteers for Sustainable Development) – Gönüllülerin sürdürülebilir kalkınma hedeflerindeki rolünü kutlamak ve teşvik etmek için.
Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı (International Year of the Woman Farmer) – Kadın çiftçilerin katkılarını tanımak, cinsiyet eşitsizliklerini azaltmak ve tarım sistemlerinde kadın liderliğini desteklemek amacıyla.
Uluslararası Meralar ve Çoban Toplulukları Yılı (International Year of Rangelands and Pastoralists) – Sağlıklı meraların ve sürdürülebilir çobanlığın önemine dikkat çekmek amacıyla
Bu ilanlar BM Genel Kurulu kararlarıyla resmiyet kazanmış ve yıl boyunca farkındalık etkinlikleri, politikalar ve küresel işbirlikleri planlanıyor.
Bugün Kadın Çiftçi Yılını yazacağım, bir sonraki yazıda da Meralar ve Çoban Topluluklarını…
Kadınlar, aileleri, toplumları ve ekonomileri ayakta tutan gıda ve tarım sistemlerinin her aşamasında hayati roller üstleniyor. Üretiyorlar, işliyorlar, depoluyorlar, pazarlıyorlar… Kısacası tarladan sofraya uzanan zincirin görünmez ama vazgeçilmez aktörleri olarak varlık gösteriyorlar. Buna rağmen, kadınların emeği çoğu zaman hak ettiği değeri bulmuyor. Süregelen eşitsizlikler, kadınların kaynaklara, fırsatlara ve karar alma mekanizmalarına erişimini sınırlamaya devam ediyor**.**
Gıda sistemlerinin dönüşümünde kadınlar kilit aktörler. Kadınların toprak, finansman, teknoloji, eğitim ve karar alma süreçlerine eşit erişime sahip olması; yalnızca kadınların ve hanelerinin refahını artırmakla kalmıyor. Aynı zamanda üretkenliği yükseltiyor, iklim krizine karşı toplumsal dayanıklılığı güçlendiriyor ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na giden yolu hızlandırıyor.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Aralık ayında yaptığı açıklamayla 2026’nın Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı olarak başlatılacağını duyurdu. Kadın çiftçilerin küresel gıda ve tarım sistemlerine yaptıkları vazgeçilmez fakat çoğu zaman görünmeyen katkıları görünür kılmayı amaçlayan bu küresel girişim, aynı zamanda tarımda süregelen toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin kapatılmasını hedefliyor.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 2024 yılında ilan edilen bu özel yıl, kadın çiftçilerin gerçek yaşam koşullarını ve karşılaştıkları zorlukları dünya gündemine taşımayı; politika reformlarını hızlandırmayı ve yatırımları artırarak kadınların güçlenmesine katkı sunmayı amaçlıyor. FAO, Roma merkezli diğer iki BM kuruluşu olan (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu) ve (Dünya Gıda Programı) ile birlikte 2026 boyunca yürütülecek çalışmaların koordinasyonunu üstlenecek.
Kadınlar, bugün dünya tarım iş gücünün çok önemli bir bölümünü oluşturuyor. Üretimden işleme süreçlerine, dağıtımdan ticarete kadar gıda zincirinin her halkasında yer alıyorlar ve hane halkı gıda güvenliğinin sağlanmasında kritik roller üstleniyorlar. 2021 yılı verilerine göre, agrifood sektörlerinde çalışan dünya genelindeki kadınların oranı yüzde 40. Bu oran, erkeklerle neredeyse eşit düzeyde.
1 6
Ancak bütün bu katkıya rağmen, kadınların emeği çoğu yerde hâlâ gerektiği değeri bulmuyor. Çalışma koşulları daha güvencesiz; çoğu zaman düzensiz, informel, yarı zamanlı, düşük ücretli ve yoğun emek gerektiren işlerde yer alıyorlar. Araziye, finansman araçlarına, teknolojiye, eğitime, tarımsal yayım hizmetlerine ve karar alma süreçlerine erişimleri erkeklere kıyasla belirgin biçimde sınırlı.
“EŞİTSİZLİKLERİN BEDELİ AĞIR”
Kadın Çiftçi Yılı, FAO Konseyi’nin 179. oturumu çerçevesinde düzenlenen bir törende ilan edildi. . Açılışta konuşan FAO Başekonomisti Maximo Torero, son on yılda kadınların tarım ve gıda sistemlerindeki güçlenmesi konusunda ilerlemenin durduğunu vurguladı. Torero’nun şu sözleri dikkat çekiciydi: “Hareketsiz kalmanın bedeli çok büyük. Mevcut cinsiyet eşitsizliklerini kapatabilsek, küresel GSYH 1 trilyon dolar artabilir ve 45 milyon insanın gıda güvensizliği sona erebilir.”
2 6
Torero, bu yılın sadece bir kutlama değil, aynı zamanda hukuki ve yapısal reformlara çağrı olduğunu belirterek; kadınların toprak sahipliği, finansmana erişim, teknoloji kullanımı, pazarlama olanakları ve karar alma süreçlerinde erkeklerle eşit haklara sahip olması gerektiğinin altını çizdi.
Tören, Ürdün ve İrlanda’nın katkılarıyla düzenlendi. FAO’nun Yakın Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesi İyi Niyet Elçisi Prenses Basma bin Ali ve İrlanda Tarım Bakanlığı yetkilisi Maria Dunne de açılışta hazır bulundu.
FAO Genel Müdür Yardımcısı Beth Bechdol, kapanış konuşmasında kadın çiftçilerin ihtiyaçlarının yalnızca 2026 ile sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı: “2026 boyunca Uluslararası Yıl, bireysel hikâyelerden somut işbirliklerine evrilecek: Ulusal politikalar, yerel ortaklıklar, araştırmalar, yatırımlar, çiftçiler, kooperatifler, hükümetler, finans kurumları, gençlik ağları ve üniversiteler arasında diyaloglar kurulacak. Amaç basit: taahhüdü uygulamaya, uygulamayı da ölçülebilir etkiye dönüştürmek.”
3 6
“KADIN ÇİFTÇİ” KİMDİR?
FAO’ya göre “kadın çiftçi” tek bir profile indirgenemez. Genç ya da ileri yaşta olabilir; yerel topluluklarda, yerli halklar içinde ya da göçmen nüfus içinde yer alabilir. Engelli kadınlar, küçük üreticiler, tarım işçileri, balıkçılar, arıcılar, çobanlar, gıda işleyicileri, tüccarlar, tarım bilimleri alanında çalışanlar, kırsal girişimciler ve geleneksel bilgi taşıyıcıları bu tanımın içindedir. Üstelik bu emek, kimi zaman kayıtlı bir iş kapsamında, kimi zaman ise tamamen informel alanlarda gerçekleşir.
FAO’nun yayımladığı iki kapsamlı rapor — “Agrifood Sistemlerinde Kadınların Durumu” ve “Adaletsiz İklim”, tarımdaki toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin boyutlarını açıkça ortaya koyuyor. Bulgular çarpıcı:
Kadınlar, çoğu zaman erkeklerden daha küçük arazilerde üretim yapıyor. Aynı büyüklükte arazi yönettiklerinde bile verim farkı yüzde 24 kadınlar aleyhine.
Aşırı sıcakların yaşandığı her gün, kadın çiftçilerin ürün değerinde erkeklere kıyasla yüzde 3 düşüş yaratıyor.
Uzun dönemli ortalama sıcaklığın 1°C artması, kadınların yönettiği hanelerin toplam gelirinde yüzde 34 azalma anlamına geliyor.
Agrifood sektörlerinde ücretli çalışan kadınlar, erkeklerin kazandığı her 1 dolar için 78 sent kazanıyor
Kadınlar ve kız çocuklarının üstlendiği ücretsiz bakım emeğinin küresel ekonomiye yıllık en az 10,8 trilyon dolar katkısı var
Eğitim, istihdam ve gelir alanlarındaki toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri azaltılabilirse, **gıda güvensizliği farkının yüzde 52’si ortadan kalkabilir.
**
Kırsal kadınları hedefleyen kalkınma programları sayesinde 58 milyon kişinin geliri artabilir, 235 milyon kişinin direnci güçlenebilir.
4 6
**DAHA ADİL BİR GELECEK MÜMKÜN
**Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı, bir kutlama kadar bir çağrı niteliği de taşıyor. Eşit haklar, kapsayıcı politikalar, hedeflenmiş yatırımlar ve kadın liderliğinin görünür olması gıda sistemlerinin geleceğini belirleyecek. Kadınların sesi güçlendikçe, yalnızca tarım değil, daha adil bir dünya da mümkün olacak.
Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı, yalnızca bir farkındalık kampanyası değil; daha adil, kapsayıcı ve dirençli gıda sistemlerine geçiş için bir çağrı niteliği taşıyor. Kadınların bilgi, emek ve üretim gücünün önündeki engeller kaldırıldığında, bundan yalnızca kadınlar değil, toplumların bütünü ve gezegenimiz de kazançlı çıkacak.
5 6
**TÜRKİYE’DE KADIN ÇİFTÇİLERİN GERÇEĞİ
**Türkiye’de kadınlar, tarımsal üretimin görünmeyen fakat vazgeçilmez aktörleri arasında yer alıyor. Kırsal hanelerde kadınlar, yalnızca tarlada çalışan emekçiler değil; aynı zamanda aile bütçesinin yöneticisi, gıda üretiminin devamlılığını sağlayan koruyucu ve yerel mutfak kültürünün taşıyıcısı konumundalar. Ekim-dikim, çapalama, hasat, hayvancılık, süt ürünleri üretimi, sebze-meyve kurutma, zeytin ve zeytinyağı işleme gibi faaliyetlerin büyük bölümü kadınların omuzlarında yükseliyor. Buna rağmen kadınların önemli bir kısmı hâlâ “aile işçisi” statüsünde çalışıyor; yani gelir yaratmalarına karşın bu emeğin karşılığı çoğu zaman resmî kayıtlara dahi geçmiyor.
Türkiye’de tarım arazilerinin büyük çoğunluğu erkeklerin üzerine kayıtlı. Miras hukuku ve toplumsal alışkanlıkların etkisiyle, kız çocuklarının arazi devralma oranı düşük kalıyor; bu da kadınların finansmana erişimini, kredi almasını, kooperatiflere katılmasını ve kendi adına üretici olarak varlık göstermesini zorlaştırıyor. Sosyal güvenceye erişim oranları da erkeklere kıyasla düşük. Eğitim ve tarımsal yayım hizmetlerinden yararlanma konusunda ise hâlâ belirgin eşitsizlikler mevcut.
Öte yandan Türkiye’de son yıllarda kadın kooperatiflerinin yaygınlaşması, yerel yönetimlerin ve sivil toplumun yürüttüğü projeler, ulusal ve uluslararası fonların destekleri sayesinde önemli bir bilinçlenme ve örgütlenme süreci yaşanıyor. Kadın üreticilerin yerel ürünleri markalaştırarak ekonomiye kazandırması, gastronomi turizmi ve kırsal kalkınma açısından yeni fırsatlar da doğuruyor.
Tarımın geleceği açısından kritik olan genç kadınların sektörde kalmasını sağlamak ise ayrı bir önem taşıyor. Teknolojiye erişim, dijital pazarlama olanakları ve eğitim programları bu noktada belirleyici olabilir.
Bütün bu tablo, Türkiye’de kadın çiftçilerin güçlendirilmesinin yalnızca bir eşitlik meselesi değil, aynı zamanda ekonomik verimlilik, gıda güvenliği ve kırsal yaşamın sürdürülebilirliği açısından da hayati olduğunu gösteriyor. Kadınların bilgi, deneyim ve üretim gücü desteklendiğinde; toprakla kurdukları güçlü bağ, hem ailelerinin hem de ülke tarımının geleceğini daha dirençli ve adil bir yapıya dönüştürme potansiyeline sahiptir.
Yemek Kültürü Araştırmacısı ve Yazarı A. Nedim Atilla