2026 yılı vergi artışları
Vergi algısı sadece ödenen vergilerle değil, vergiler karşılığında alınan kamu hizmetleriyle birlikte değerlendirilmeli. Adil vergi yükü dağılımı, vergi artışlarına gelen tepkileri önleyecektir.
Vergi algısı sadece ödenen vergilerle değil, vergiler karşılığında alınan kamu hizmetleriyle birlikte değerlendirilmeli. Adil vergi yükü dağılımı, vergi artışlarına gelen tepkileri önleyecektir.
Eylül ayının başında başlayan bütçe süreci, 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 2025 yılının son gününde Resmi Gazetede yayımlanmasıyla tamamlandı. Bütçede Merkezi yönetim idarelerinin toplam giderleri 20 trilyon 525 milyar lira ve gelirler ise 16 trilyon 82 milyar olarak öngörüldü. Bu, 2026 yılında bütçenin 4,443 trilyon olarak açık vermesi anlamına geliyor. Kamu harcamaları içerisinde faiz giderleri de 2,7 trilyon lira olarak yer alıyor. Bu durumda 2026 yılı Bütçe Kanunu, kamu gelirlerinden faiz harcamaları düştükten sonra oluşan bütçe dengesi olarak tanımlanan birincil bütçe dengesini dahi sağlayamıyor. Bütçe dengesinin bu durumu, ekonominin finansal olarak kaygan bir zeminde hareket ettiği anlamına geliyor.
Bütçe açığının kapanması için iki seçenek önümüzde var; borçlanmaya devam edilmesi ve daha fazla borçlanılması, ikinci seçenek ise vergi gelirleri ile özelleştirme gelirlerinde artış sağlanması. Birinci seçenekte finansal kriz yaşanma olasılığı artacağından, kalan tek seçenek vergi gelirlerinin artırılması.
2026 yılı da beklendiği gibi vergi yasalarında yer alan maktu vergi tutarların arttırılması ile başladı. Artış oranı olarak 2025 yılı yeniden değerleme oranı olan %25,49 oranı dikkate alınıyor. Bu kapsamda Gelir Vergisi Kanunu’nda yer alan istisna ve muafiyet tutarları, gelir vergisi tarifesi dilim tutarları arttırıldı. Vergi Usul Kanununda yer alan maktu hadler, cezalar arttırıldı. Yurtdışı çıkış harcı, damga vergisi ve harç tutarları, cep telefonlarından alınan özel iletişim vergisi tutarları artırıldı.
Diğer taraftan Türkiye son yıllarda enflasyonla mücadele programı uyguluyor ve bu bütçe açıkları ile bireylerin kullanılabilir gelirlerinin azaltılmasını gerektiriyor. Ancak toplam talebin kısılması için ücret artışlarının azaltılması, KOBİ’ler üzerindeki vergi yükünün arttırılması beraberinde toplumsal tepkileri de getiriyor. Bu nedenle 2026 yılı motorlu taşıtlar vergisi damga vergisi ve harçlarda artış oranı yeni bir Cumhurbaşkanı Kararı ile %18,95 ile sınırlandırıldı. Ancak buna da ihtiyatla yaklaşmak da fayda var. Çünkü bazı vergilerde yıl ortasında gerçekleştirilen artışlar, 2025 yılı başına göre daha yüksek artışlara neden oldu. Örneğin 2025 yılı başında ödenecek vergi olsun olmasın katma değer vergisi beyannamelerinden alınan damga vergisi 443 TL iken, Eylül ayında 665 TL’ye, 2026 yılında %18,95 oranında artışla 791 TL’ye çıkarıldı. Bu durumda gerçek artış oranı yaklaşık %80 oranında oldu. Aynı şekilde geçen yıl başında 710 TL olan yurt dışı çıkış harcı, sene ortasındaki artış dolayısıyla bu yıl başında 1.250 TL oldu.
Diğer bir artış sınırlaması emlak vergileri yönünden oldu. 2025 yılında, takdir komisyonlarınca 2026 yılı için asgari ölçüde arsa ve arazi metrekare birim değerlerine ilişkin takdirler yapıldı, ancak gelen tepkiler üzerine artış 7566 sayılı Kanunla yapılan düzenlemeyle 2025 yılına ait vergi değerlerinin iki kat fazlası ile sınırlandırıldı. Bu geçen yıl ödenen vergilerde %300 oranında artış anlamına geliyor.
Vergi algısını sadece ödenen vergilerle değil vergiler karşılığında alınan kamu hizmetleri ile birlikte değerlendirmek gerekiyor. Diğer bir ifadeyle, ödenen vergilerin, vergi ödeyicilerine kamu hizmeti olarak dönüp dönmediğinin de vergi yükü algısı üzerinde etkisinin olduğunu dikkate almak gerekiyor. Adil bir vergi yükü dağılımının sağlanması vergi artışlarına gelen tepkileri önleyecektir. Bu konu aynı zamanda para politikası ve maliye politikasının uyum içerisinde olması ve ekonominin iyi yönetimiyle de ilgidir. Ancak 2026 yılı bütçe verileri, bütçe açığının sadece borçlanma yoluyla ve enflasyon oranında vergi artışlarıyla kapanmayacağını gösteriyor.