Araştırma: Yapay zekâ insan yaratıcılığını aşamayabilir
Yapılan yeni bir araştırma, yapay zekânın yaratıcılığının matematiksel bir sınırı olduğunu öne sürüyor. Uzmanlar, AI’nın insan yaratıcılığına ne kadar yaklaşabildiğini tartışıyor.
Yapay zekânın (AI) yaratıcı olup olmadığı uzun süredir tartışma konusu. Journal of Creative Behavior dergisinde 11 Kasım’da yayımlanan bir araştırma ise bu tartışmaya yeni bir boyut kazandırdı. Çalışmaya göre yapay zekânın yaratıcılığı, matematiksel olarak belirli bir seviyenin ötesine geçemiyor.
Araştırmanın yazarı olan Güney Avustralya Üniversitesi’nden mühendislik inovasyonu profesörü David Cropley, yapay zekânın yaratıcı kapasitesinin insanlarda amatör ile profesyonel seviye arasında bir noktada sınırlı kaldığını belirtiyor. Cropley’e göre mevcut tasarım prensipleriyle AI, en yetenekli insan sanatçıların yaratıcılığını geçemeyecek.
Yaratıcılık nedir, kim karar veriyor?
Bu bulgulara rağmen, yapay zekânın yaratıcı sektörleri tehdit ettiği yönündeki endişeler ortadan kalkmış değil. Uzmanlar, asıl sorunun “yaratıcılığı nasıl tanımladığımız” noktasında düğümlendiğini vurguluyor.
“Zeki” ya da “çekici” gibi, “yaratıcı” kavramı da oldukça insani ve bağlama göre değişen bir tanım. Bu nedenle ölçülmesi ve sayısal olarak ifade edilmesi zor bir özellik olarak öne çıkıyor.
Cropley, çalışmasında Standart Yaratıcılık Tanımını ChatGPT gibi büyük dil modellerinin (LLM) ürettiği çıktılara uyguladı. Sonuçlara göre yapay zekâ, yaratıcı davranışları ikna edici biçimde taklit edebilse de gerçek anlamda yaratıcılığı, ortalama bir insan seviyesini aşamıyor.
“Üretmek, yaratıcı olmak demek değil”
Cropley, yapay zekânın hikâye, şiir ya da görsel üretmesinin sıklıkla yaratıcılıkla karıştırıldığını söylüyor. Ona göre üretim yapmak ile yaratıcı olmak aynı şey değil.
Araştırmacı, toplumun yaklaşık yüzde 60’ının yaratıcılık açısından ortalamanın altında yer aldığını, bu nedenle birçok kişinin yapay zekâyı yaratıcı olarak algılamasının kaçınılmaz olduğunu ifade ediyor. Ancak yüksek yaratıcılığa sahip bireylerin, üretken yapay zekâ sistemlerindeki zayıf noktaları daha kolay fark ettiğini ekliyor.
Yapay zekâ insan değil
E-ticaret ve pazarlama alanında LLM’lerle çalışan Shawfire Media’dan Jack Shaw, araştırmanın bazı tanımlar çerçevesinde haklı olduğunu düşünüyor. Shaw’a göre yaratıcılık; bir brief’i yeniden çerçevelemek, yeni kültürel referanslar oluşturmak ve başarısız olma riski taşıyan kararların sorumluluğunu almak anlamına geliyorsa, bu alanda insanlar öne çıkıyor.
Benzer şekilde Fruition Publishing Concierge Services’ın kurucusu Alesha Brown, yapay zekânın asla insan deneyimine sahip olamayacağını vurguluyor. Brown’a göre travmalar, kültürel geçmiş, ahlaki çatışmalar ve kişisel bedeller, yaratıcılığın merkezinde yer alıyor. Yapay zekâ ise bu “neden” duygusuna sahip değil.
Farklı tanımlara göre yapay zekâ yaratıcı sayılabilir
Öte yandan bazı uzmanlar, yaratıcılığın daha geniş bir çerçevede ele alındığında yapay zekânın yaratıcı kabul edilebileceğini savunuyor. Passionate Agency CEO’su Gor Gasparyan, yapay zekânın insan SEO uzmanlarına yüzde 80 oranında yeni ve daha önce düşünülmemiş anahtar kelime ve tema bağlantıları sunduğunu belirtiyor.
AI danışmanlık firması Vorpal Hedge’in kurucusu Iliya Rybchin ise hem insanların hem de LLM’lerin benzer bir mekanizma ile çalıştığını savunuyor: Kısıtlar altında depolanmış kalıpların yeniden birleştirilmesi.
Rybchin’e göre yaratıcılığı mistik bir kavram haline getirmek, hem insan hem de makine üretimini yanlış okumaya yol açıyor. Ona göre yaratıcılık, sıfırdan var etmekten çok, yüksek doğruluklu bir “yeniden harmanlama” süreci.
“Noktaları en fazla olan kazanır”
Rybchin, yapay zekânın insanlardan daha düşük bir matematiksel yaratıcılık sınırına sahip olduğu iddiasını bir hesaplama hatası olarak görüyor. Eğer yaratıcılık, bağlantısız noktalar arasında bağ kurabilme yeteneğiyse, en fazla veriye sahip olan sistemin avantajlı olacağını savunuyor.
Sparrow CEO’su James Lei ise yaratıcılığı “üretim + amaca göre seçme” olarak tanımlıyor. Lei’ye göre yapay zekâ, reklam fikirleri, sözleşme maddeleri veya müzikal motifler gibi alanlarda bu tanımı şimdiden karşılıyor.
Girdi ne kadar iyiyse, çıktı da o kadar iyi
Bazı uzmanlara göre yapay zekânın zayıf görünen yönleri, aslında insan girdisinin yetersizliğinden kaynaklanıyor. Açık hedefler, net değerlendirme kriterleri ve sürekli geri bildirim sağlandığında, AI sistemleri yaratıcı ve değerli sonuçlar üretebiliyor.
SEO danışmanı Amit Raj, belirsiz komutların sıradan çıktılar doğurduğunu, ancak bağlam sağlanıp sistemle etkileşim derinleştirildiğinde yaratıcılığın ortaya çıktığını belirtiyor.
Yaratıcılığın tanımı değişmeye devam edecek
Helium SEO CTO’su Paul DeMott ise tartışmanın asıl merkezinde değişen yaratıcılık tanımının yer aldığını söylüyor. DeMott’a göre insanlar, makinelerin henüz yapamadığı şeyleri “yaratıcılık” olarak tanımlıyor; ancak yapay zekâ bu sınırı aştığında, tanım yeniden şekilleniyor.
Bu nedenle yapay zekânın yaratıcı olup olmadığı sorusu, teknolojinin gelişimiyle birlikte uzun süre gündemde kalmaya devam edecek.