Davos’un mirası, bugünkü sınırı ve Türkiye için gerçek soru
Davos, küresel karar vericileri hâlâ aynı masada buluşturabilen nadir platformlardan biri olsa da eski belirleyici gücünden uzak. Artık mesele Davos’ta görünmek değil; net dosyalarla gelmek, kapalı kapılar ardında sonuç alabilmek ve sonrasını disiplinle takip edebilmek.
Davos, küresel karar vericileri hâlâ aynı masada buluşturabilen nadir platformlardan biri olsa da eski belirleyici gücünden uzak. Artık mesele Davos’ta görünmek değil; net dosyalarla gelmek, kapalı kapılar ardında sonuç alabilmek ve sonrasını disiplinle takip edebilmek.
Davos’un kurucusu Dr. Klaus Schwab, Londra’da yaptığımız sohbetlerden birinde bana anlatmıştı.
Berlin Duvarı yıkıldıktan hemen sonra, bunun yalnızca bir siyasi olay değil, küresel sistem açısından tarihî bir kırılma olduğunu sezmiş. Vakit kaybetmeden uçağa atlayıp Washington’dan Moskova’ya, Paris’ten Pekin’e önemli dünya başkentlerini dolaşmış. Soğuk Savaş bitmişti ama yerine ne geleceği belli değildi. Eski düzen çökmüş, yenisi henüz inşa edilmemişti.
İşte tam bu boşlukta; devletleri, şirketleri ve fikir insanlarını aynı masada buluşturacak, resmî diplomasiye alternatif ama onu tamamlayıcı gayriresmî bir küresel diyalog platformuna ihtiyaç olduğunu görmüş ve Davos fikrini ortaya atmıştı.
Hakkını teslim edelim.
Aradan geçen on yıllar boyunca Davos gerçekten önemli bir işlev gördü. Dünya liderlerini ve iş dünyasının karar vericilerini bir araya getirdi. Resmî diplomasi ile reel ekonomi arasındaki boşluğu kapattı. Küreselleşmenin zihinsel altyapısını kurdu; kriz dönemlerinde erken uyarı ve nabız tutma alanı işlevi gördü.
Ancak dünya değişti.
Hem de köklü biçimde.
Yeni dünya, eski formatla yürür mü?
Davos 2026, 19–23 Ocak tarihlerinde İsviçre’de “Diyalog Ruhu” temasıyla toplanıyor. Tema, artan küresel gerilimler karşısında diyalog ve iş birliğinin önemine vurgu yapıyor.
Ancak içinde yaşadığımız dünya son derece sert:
Ticaret ve yatırım savaşları,
teknoloji ve veri egemenliği mücadeleleri,
tedarik zinciri kopuşları,
jeopolitik çatışmalar,
birçok ülkede hızlanan otoriterleşme…
Bu dünyada Davos hâlâ toplanıyor. Ama artık kaçınılmaz bir soru var:
Davos bu gerçeklere gerçekten yanıt mı arıyor, yoksa onları daha yumuşak bir dille mi konuşuyor?
Gerçekçi olmak gerekirse:
Davos artık dünyayı yönetenlerin platformu değil. Eskisi kadar etkili de değil. Ama hâlâ dünyayı okumaya çalışan bir ayna.
Bu başlı başına değersiz değil.
Ama sınırları bilinmeli.
Davos’ta kimler var, asıl ne konuşuluyor?
Davos hâlâ devlet başkanlarını, büyük şirket CEO’larını, finans, enerji ve teknoloji dünyasının ağır toplarını bir araya getirebiliyor. Bu, küçümsenecek bir güç değil.
Ancak asıl oyun kalabalık panellerde değil; kapalı kapılar ardındaki ikili görüşmelerde oynanıyor.
Bu yıl kulislerde konuşulan başlıklar oldukça net:
• Tedarik zincirleri kimden kime kayıyor?
• Yapay zeka, çipler ve veri egemenliği kimin kontrolünde olacak?
• Enerji güvenliği ve kritik mineraller nasıl paylaşılacak?
• Jeopolitik riskler yatırımlara nasıl fiyatlanıyor?
• Yeni ittifaklar hangi resmî blokların dışında şekilleniyor?