Esnafa kolaylık mali müşavire darbe... 586'nın sırrı
Yusuf İleri yazdı...
Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan 586 Sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile TÜRMOB’un buna karşı yaptığı basın açıklaması, meslek hukuku, yetki ve sorumluluk konularını vergi dünyasında tartışılır hale getirmiştir.
Ancak bu tartışmayı sağlıklı biçimde değerlendirebilmek için, meseleyi yalnızca bugünkü düzenleme üzerinden değil başka meslek alanlarında benzer düzenlemeler yapılamadığı halde, mali müşavirlik alanında neden kolaylıkla yapılabildiğini de sorgulamak gerekir.
Zira aynı devlet yapısı içinde, örneğin avukatlık mesleği bakımından düşünüldüğünde, “kiracı davalarının avukatlar yerine kiracı haklarını savunmak amacıyla kurulmuş dernekler tarafından yürütülmesi ve bu derneklerin avukat istihdam etmesi” yönünde bir düzenleme teorik olarak mümkün olsa da bugüne kadar ne hukuki ne de fiili düzeyde gündeme gelebilmiştir. Bu durum, meslek örgütlerinin meslek yararını merkeze alan bütüncül tutumlarıyla doğrudan ilişkilidir.
Meselenin bir tarafı da Türk vergi sisteminin küçük esnafla kurduğu ilişkide uzun süredir biriken sorunların yeniden görünür hale gelmesidir. Şöyle ki;
GÖTÜRÜ USULU HATIRLAYAN VAR MI?
1990’lı yıllara kadar gelir vergisi sisteminde iki temel yöntem bulunmaktaydı: götürü usul ve gerçek usul. Küçük esnafın önemli bir bölümü götürü usulde vergilendiriliyor; bu kapsamda defter tutma yükümlülüğü bulunmuyor ve hukuken olduğu kadar fiilen de belge düzeni sisteminin dışında kalıyordu. Faaliyet konusuna göre beş kademe üzerinden belirlenen matrahlar esas alınarak vergi ödeniyor, gerçek kazanç ile ödenen vergi arasında doğrudan bir ilişki kurulmuyordu.
Götürü usulde vergilendirilen mükelleflerin mal ve hizmet satışları bakımından belge düzenleme zorunluluğu yoktu. Buna karşılık, bu mükelleflerin mal ve hizmet alımlarında, eğer satıcı taraf vergi mükellefi ise belge düzenleme yükümlülüğü satıcıya ait olmaya devam ediyordu. Bu durum götürü usulde vergilendirilenleri, belge sisteminin dışında tutan bir vergilendirme rejimi niteliği taşıyordu.
TOPLUMUN TALEBİ
Vergi idaresinin benimsemediği bu yapı, zamanla toplumsal düzeyde bir sorgulamayı da beraberinde getirdi. Özellikle ücretlilerin vergi iadesi uygulaması sırasında yaşanan belge eksikliği, mal ve hizmet sunan kesimlerin belge düzeni dışında kalmasının yarattığı yapısal sorunu görünür hale getirdi. Bu durum, götürü usulde vergilendirilen esnafın belge sistemine dahil edilmesi gerektiği yönünde, toplumun geniş kesimlerinde de bir beklenti ve talep oluşmasına zemin hazırladı.
BASİT USULE GEÇİŞ VE SAĞLANAN KOLAYLIKLAR
Bu nedenle 4369 Sayılı Kanunla 1 Ocak 1999 tarihinden itibaren götürü usul terk edildi. Ancak küçük esnaf, bir anda bilanço ya da işletme hesabı esasına dayalı gerçek usule geçirilmedi. Bunun yerine, gerçek usulün sadeleştirilmiş bir biçimi olarak basit usulde vergilendirme sistemi oluşturuldu.
Amaç; esnafı belge ve kayıt düzeni içine almak ancak bunu yaparken gerçek usulün defter tutma ve uyum maliyetlerini yüklememekti. Defterler mükellefin kendisi, esnaf odaları veya meslek mensupları tarafından da tutulabilecekti. Bu düzenleme, esnaf kesimi yönünde pratik bir kolaylık olarak sunulduysa da, gerçekte defter tutma faaliyetinin meslek mensuplarına özgü bir alan olmaktan çıkarılması anlamına geliyordu.
Buna rağmen meslek camiasında bu düzenlemeye karşı belirgin ve yaygın bir itiraz süreci yaşanmadı. Bunun temel nedeni, basit usule tabi mükelleflerin, götürü usulde vergilendirildikleri dönemde defter tutma sisteminin tamamen dışında yer almalarıydı. 2018’de yürürlüğe giren defter-beyan sistemiyle getirilen düzenleme de bu sistemin devamı niteliğindeydi. Zaman içinde bu durum olağanlaştı; sistem, yargıya taşınmadı ve kapsamlı bir mesleki tartışma doğurmadı.
KOLAYLIKLAR YETMEDİ İSTİSNA DA GELDİ
7338 Sayılı Kanun’la basit usule tabi mükelleflerin ticari kazançları gelir vergisinden tam ve mutlak biçimde istisna edilmiştir. Yani sistem, “basit” olmanın yanı sıra “konforlu” bir hal de almıştır. Üstelik bu istisna yalnızca beyan edilen kazançla sınırlı kalmamış; gelir vergisi stopajı da tamamen kaldırılmıştır. Bu yönüyle basit usulde vergilendirilen mükellefler, stopaj yükü devam eden vergiden muaf esnafa kıyasla dahi daha avantajlı bir konuma taşınmıştır.
İSTİSNAYA RAĞMEN SİSTEMİN DEVAMI İŞLETME USULUNE GEÇİŞİ SAĞLAMAKTIR
Bu tam vergi istisnasına rağmen, sistemin temel işleyişi değiştirilmemiştir. Basit usulde vergilendirme, defter tutma ve belge düzeni bakımından bir “kopuş” rejimi olarak değil; koşulları aşıldığında işletme hesabı esasına geçişi sağlayan bir geçiş rejimi olarak korunmuştur. Bu nedenle, gelir vergisi yükü kaldırılmış olsa da, defter tutma ve belge düzenine ilişkin yükümlülükler aynen devam ettirilmiştir.
10380 SAYILI CUMHURBAŞKANI KARARI
8 Eylül 2025 tarihli ve 10380 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile basit usulde vergilendirilen bazı mükelleflerin, 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren işletme hesabı esasına göre gerçek usulde vergilendirilmesine karar verilmiştir. Bu düzenlemeyi izleyen 586 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ise söz konusu mükelleflerin işletme hesabı esasına göre defter tuttukları süre boyunca, defter ve beyanname işlemlerinin bağlı oldukları esnaf odaları veya birlikler aracılığıyla da yürütülebileceğini hüküm altına almıştır.
586 SAYILI TEBLİĞ VE KIRILMA NOKTASI
586 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ve TÜRMOB’un yayımladığı basın bildirisiyle birlikte konu, meslek hukuku, yetki devri ve sorumluluğun sınırları ekseninde tartışılır bir boyut kazanmıştır. Zira meselenin özünde, bugüne kadar meslek mensuplarının mesleki faaliyet alanı içinde değerlendirilen defter tutma ve beyan işlemlerinin, esnaf odaları ve birlikleri aracılığıyla da yürütülebilir hale getirilmesi bulunmaktadır.
Burada altı çizilmesi gereken husus şudur: Basit usulde vergilendirilen mükellefler bakımından defter tutma işlemlerinin esnaf odaları aracılığıyla yürütülmesi, uzun süredir sistemin kabul edilmiş bir parçasıdır. Ancak 10380 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile basit usulden çıkarılarak işletme hesabı esasına göre gerçek usule geçirilen mükellefler yönünden, defter tutma faaliyetinin esnaf odaları eliyle de yürütülebileceğinin 586 sıra numaralı Tebliğ ile düzenlenmiş olması, uygulamada yeni bir aşamaya işaret etmektedir.
DARALAN MESLEK ALANI
Bu durum, esnaf açısından maliyet kolaylığı olarak değerlendirilirken meslek mensupları bakımından ise mesleğin kapsamı ve yetki alanına ilişkin haklı soru işaretlerini, bu temelde özellikle küçük ve orta ölçekli bürolar açısından faaliyet alanının giderek daralmasına yönelik kaygıları da beraberinde getirmektedir. Tartışmanın, bir tarafında küçük esnaf, diğer tarafında ise küçük ölçekli mesleki bürolar yer almaktadır. 586 sıra numaralı Tebliğ ve TÜRMOB bildirisinde ileri sürülen görüşler, bu yönleriyle ayrıca ele alınmayı gerektirmektedir.
Odatv.com