Gates, Zuckerberg, Jobs, Musk.. Bu yazı yalanlarını ifşa edecek.. Dahi çocukların gerçek hikayesi.. ABD istihbaratı bu işin neresinde
Silikon Vadisi’nin “garajdan çıkan dâhiler” anlatısı, bireysel başarı masalının ardına gizlenmiş devlet destekli bir güç mimarisini perdeleyerek teknoloji çağının en etkili mitlerinden birini üretiyor.
- Odatv
- Bilim ve Teknoloji
- Gates, Zuckerberg, Jobs, Musk.. Bu yazı yalanlarını ifşa edecek.. Dahi çocukların gerçek hikayesi.. ABD istihbaratı bu işin neresinde
02 Ocak 2026 08:31 |Son Güncelleme: 02 Ocak 2026 09:55

Silikon Vadisi yıllardır “kendi kendini var eden dâhiler”in doğduğu yer olarak pazarlanıyor. Garajlarda başlayan hikâyeler, bireysel dehanın sistemi alt ettiği romantik anlatılarla küresel kamuoyuna sunuluyor. Oysa bu parıltılı vitrin, çoğu zaman devlet destekleri, askerî-sanayi ilişkileri ve kurumsal çıkar ağlarını görünmez kılıyor.
Berfin Bahar dergisi yazarı Özcan Buze, derginin kasım ayında çıkan sayısındaki yazısında, Silikon Vadisi mitolojisini mercek altına alarak, Jobs’tan Gates’e, Zuckerberg’ten Musk’a uzanan “dahi girişimci” anlatılarının ardındaki sınıfsal, siyasal ve istihbari bağlantıları tartışıyor; teknolojik gücün nasıl ideolojik bir hegemonya aracına dönüştüğünü gözler önüne seriyor.
Buze'nin yazısı şöyle:
Silicon Valley'de, Hurafeler Vadisi'ndeyiz. Bir grup son derece zeki genç, garajda baş başa veriyor. Kimi üniversiteyi bırakıyor, kimi sabahlara kadar kod yazıyor. Aralarından biri "ben hep farklıydım" diyor, diğeri zaten çocukken IBM'e milyarlarca dolarlar, uzaya fırlatılan roketler, algoritmalarla yönetilen seçimler, biyometrik istihbarat sistemleri... Arka planda ise usulca işleyen bir gerçek: Bu "dahiler", sandığımız kadar bağımsız mıydı? Yoksa bu hikâye, yeni çağın en sofistike hegemonya aracı mı?
Mitoloji Fabrikası:
Peygamberleri PazarlamakSteve Jobs bir garajda başladı. Elon Musk, PayPal'dan sonra yıldızlara uzandı. Mark Zuckerberg, Harvard yurdundaki odasında dünyayı kodladı. Bill Gates ise okulunu bırakıp hepimize pencereler açtı! Dünya, Amerikan rüyasının en yeni figürleriyle doluydu artık: Teknoloji çağının "kendi kendini var eden", "dahi" girişimcileri... Medya, bu isimleri adeta kutsal kitaplardaki peygamberlere benzeterek anlatıyordu. Her biri yalnız başına "sisteme karşı" durdu, "devrim" yaptı, dünyayı değiştirdi.
Bu hikâyelerin her birinin arkasında titizlikle örülmüş bir hurafe zinciri var. Steve Jobs'un "Farklı Düşün" (Think Different) sloganı, aslında IBM'e karşı pazarlama savaşının bir parçasıydı. O meşhur Stanford konuşmasındaki "Aç kal, budala kal" (Stay hungry, stay foolish) tavsiyesi, Stewart Brand'ın Whole Earth Catalog dergisinden çalıntıydı. Jobs, hiçbir zaman yaratıcı bir düşünür olmadı; becerikli bir derleyici ve paketleyiciydi. Xerox PARC'ın fare ve grafik arayüz teknolojisini, Braun'un sade tasarım dilini, Sony'nin minyatürleştirme saplantısını alıp Apple'ın kusursuz pazarlama sosunda harmanlıyordu. Onun dehası, icat etmekte değil, var olan parçaları yepyeni bir estetik ve işlevle birleştirip, bunu bir "yaşam tarzı" olarak satmakta yatıyordu. Bu, onu daha az etkileyici kılmaz, aksine, kapitalizmin ruhunu anlamadaki dehasını gösterir.







