İBB tutuklusu Saltık: 'Dışarıda olsam Venezuela için Taksim'e çıkardım'
İBB Muhtarlıklar Daire Başkanı Yavuz Saltık, SÖZCÜ’ye bir mektup gönderdi. Saltık, yazdığı mektup ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu kaçırma operasyonuna sert tepki gösterdi.
İBB Muhtarlıklar Daire Başkanı Yavuz Saltık, çocukluk anılarından başlayarak adalet ve dayanışma duygusunu anlatan duygusal bir metinde, operasyonu "kovboy küstahlığı ve nobranlığı" olarak tanımlayan yazar, ezilen halklarla dayanışma vurgusu yaptı. Saltık, Karadeniz'in Of ilçesine bağlı Alona mahallesindeki çocukluğunda, solcu amcasının etkisiyle 1 Mayıs marşları eşliğinde fındık dallarıyla yaptıkları yürüyüşleri hatırlatarak başladı. Bu deneyimler, ona erken yaşta emek, mazlum-zalim ayrımı ve adalet duygusu aşıladığını belirtti. Annesinin bir fındığı eşit paylaşması gibi örneklerle büyüyen yazar, dayanışmanın zenginlik olduğunu vurguladı.
Ey insanlık daha ne kadar susacaksın?
Baş parmaktan biraz daha kalın, düzgün ve pürüzsüz, bir buçuk metrelik fındık dallarını elimize alır; tüm kuzenlerle, amcamın bize öğrettiği 1 Mayıs İşçi Marşı’nı hançerelerimiz yırtılırcasına, detone bir şekilde söyleyerek Alona’daki derme çatma evlerden oluşan mahallemizde yürürdük…
Komşularımızın kimi cama çıkar, merakla neler olduğuna bakar; arada bize laf atmayı da ihmal etmezlerdi. Kimileri bizi duymazdı bile.
Grubun en önünde duran ben, bir elimle omzumda tüfek gibi tuttuğum fındık çubuğunu tutarken, diğer elimle neredeyse elimden sıyrılıp düşecek yamalı pantolonumu tutardım. Sümüklü ve kirli suratlarımız soğuktan kıpkırmızı olana kadar bu törenimiz sürerdi. Çocukluk anılarımda bu eğlenceli törenlerin yeri oldukça önemlidir.
O zamanlar İstanbul Üniversitesi’nde sosyoloji okuyan küçük amcam, 1 Mayıs’ın kendisi de işçi olan babamın bayramı olduğunu söylediğinden, bu bayramı çok ama çok ciddiye alırdık. Kolay değil; Of gibi bir yerden çıkıp sosyoloji okuyan bir kimlik olan amcamın, bildiğim ve hatırladığım kadarıyla, köyümüzde hatta ilçemizde benzeri yoktu.
10–15 dakika sonra annemizin bağırmasıyla doğruca evin yolunu tutar, fındık çubuklarını annem alıp sobada yakmasın diye evin dışında uygun bir yere saklardık. Bir sonraki toplu yürüyüşümüze kadar saklandıkları yerde dururlardı.
1 Mayıs Marşı zordur. Amcam bir kez söyleyip bıraktığı için sözlerine odaklanır, ezgisini çoğunlukla unuturdum. Şayet amcam, öğrenci olaylarında gözaltına alınmayıp okullar tatile girdiğinde köye gelirse, ona güzel bir karşılama töreni planlardık. Ama bu karşılama töreni hiç olmadı. Çünkü amcamın gözaltına alınmadığına neredeyse hiç şahit olmadık; ya da bize öyle söylenirdi. Zira o yıllarda İstanbul’dan bir öğrencinin her sömestr veya bayram tatilinde Trabzon’a gelmesi mümkün değildi.
Çocuk aklıma o zamandan kazımışım emeği, emekçiyi, mazlumu, zalimi. Amcamın siyasi söylemini ilkin onun eylemlerinden bilmişim. Adalet duygusunu ise annemin şaşmaz öğretilerinden almışım. Onun kadar hak ve hukuk konusunda titizlenen birini çok uzun zaman görmedim.
Çokça söylediğim, bir fındığın içini yedi eşit parçaya bölerek çocuklarına yediren birinden adalet, hak ve hukuk dersini hem de o yaşlarda almak; beni hem çevremdeki olaylara ve insanlara duyarlı hem de sorumlu hissettirdi.
Fazla ev ya da bahçe işi olduğundan veya yokluktan defter kalemini iktisatlı kullandığı için ödevlerini yapamamış öğrencilere öğretmenlerin ağır sözlerini, kulak çekmelerini ta içimde hissederdim; bu duyarlılığımdan oluyordu. Anneme anlatınca “Yardım et oğlum.” derdi. “Anne, ben bilmiyordum ödevini yapmadığını, yapamadığını.” diye feryat figan ağlar, annemin bu olaydan bile beni sorumlu tuttuğunu sanırdım.