İstanbul Barosu davasında yönetim beraat etti
Mahkeme, "Basın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak" suçlamasıyla yargılanan İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ve 10 yönetim kurulu üyesinin beraatine karar verdi.
İstanbul Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu ve 10 yönetim kurulu üyesi hakkında açılan davada karar çıktı. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, oy birliğiyle, Kaboğlu ve yönetim kurulu üyelerinin beraat etmelerine karar verdi.
Duruşma bugün Silivri'deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda görüldü. Mahkeme, Kaboğlu ve yönetim kurulu üyeleri hakkında suç unsurlarının oluşmadığına hükmetti.
Kaboğlu ile yönetim kurulu üyeleri, Suriye'de yaşamını yitiren gazetecilere ilişkin yapılan açıklamalar gerekçe gösterilerek, "basın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak" ve "basın yoluyla halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlarından 12'şer yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyordu.
Davayı 83 farklı ülkenin hukukçularını temsil eden 30 baro ile 17 uluslararası hukuk birliğinin, aralarında çok sayıda baro başkanı ve üst düzey yöneticinin de bulunduğu temsilcileri gözlemci olarak takip etti.
"Avukatsız adliye isteniyor"
Salona giren Kaboğlu ve yönetim kurulu üyeleri alkışlarla karşılandı.
Gazeteci Furkan Karabay'ın aktardığına göre, söz alan İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Rukiye Leyla Süren "Avukatsız, savunmansız adliye isteniyor, buna müsade etmeyeceğiz. Makbul avukatlar, makbul barolar yaratılmaya çalışılıyor. Makbul avukatlar, makbul barolar olmayacağız, görevimizi yerine getirdik, getirmeye de devam edeceğiz" dedi.
"Son sözü" alan İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ise "Son söz olamaz. Ben yaşadıkça son nefesime kadar hukuku etkin kılmak için çalışacağıma söz veriyorum" ifadelerini kullandı. Kaboğlu, "Evet, bu meselede belki birkaç hususu hatırlatmakta yarar var. Yargılanma hakkı adına, kürsü törenleri sırasında genç avukat adaylarına hatırlattıklarım arasında özellikle iddia-savunma-hüküm üçlüsünde, eğer adil yargılanma gereklerine saygı gösterilseydi, Türkiye'nin adil yargılanma hakkının en çok ihlal edilen hakların başında gelmesi söz konusu olmazdı" dedi.
Kaboğlu, savunmasında şu ifadeleri kullandı:
"Hukukun üstünlüğünü savunmak ve insan haklarını korumak baroların temel görevidir. Hukuk devleti ve demokratik devlet anlayışı, hukuk toplumu ve demokratik toplumla tamamlanır. Barolar, tam da bu iki kavramın kesişim noktasında yer alır."
DW / BÜ, JD