Japonya'da nükleer santral skandalı: Önce sonucu seçip sonra verileri uydurmuşlar
Japonya, nükleer santrallerini bir bir aktif hale getirmeye hazırlanırken Hamaoka’dan gelen haber gündeme bomba gibi düştü. Fay hattının hemen yanındaki tesisin güvenlik testlerinde hile yapıldığının anlaşılması, ülkenin enerji politikalarını yeniden tartışmaya açtı.
Japonya’nın nükleer enerjiye dönüş süreci, sarsıcı bir veri sahtekarlığı skandalıyla adeta çıkmaza girdi. Fukuşima felaketinin ardından nükleer santrallerini kademeli olarak devre dışı bırakan ülkede, son dönemde tesislerin yeniden faaliyete geçirilmesi için yoğun bir çaba sarf ediliyor. Ancak Çarşamba günü Japonya Nükleer Düzenleme Kurulu’ndan gelen açıklama, tüm bu süreci gölgeledi.
Hamaoka Nükleer Santrali’ndeki iki reaktörün lisans yenileme işlemleri, işletmeci firmanın deprem risk verileri üzerinde oynama yaptığının ortaya çıkmasıyla tamamen durduruldu. Skandalın en korkutucu yanı ise tesisin konumu. Hamaoka, tıpkı Fukuşima gibi aktif bir fay hattının tam üzerinde ve kıyı şeridinde yer alıyor.
Olayın perde arkası aslında geçtiğimiz yılın Şubat ayına dayanıyor. Bir ihbarcının düzenleyici kurumu uyarmasıyla başlayan süreç, bu hafta incelemelerin askıya alınmasıyla kamuoyuna yansıdı. Santralin işletmecisi Chubu Electric Power Co., köşeye sıkışınca sismik güvenlik verilerini nasıl manipüle ettiğini detaylarıyla açıklayan bir bildiri yayınladı. Şirket, deprem risklerini değerlendirirken küçük sarsıntılardan elde edilen verileri ölçeklendirerek büyük bir deprem senaryosu oluşturuyordu. Standart prosedür, bu verilerden yirmi farklı senaryo üretip ortalamayı yansıtan en doğru örneği seçmeyi gerektiriyor. Ancak şirket, 2018'den beri önce kendi işine gelen düşük riskli senaryoyu seçtiğini, ardından bu sonucun “ortalama” görünmesini sağlayacak diğer on dokuz veriyi buna göre uydurduğunu itiraf etti.
Güvenlik ihmalinin kıyıdaki gölgesi

Japonya gibi deprem gerçeğiyle yaşayan ve nükleer konusunda halkın büyük çekinceleri olduğu bir ülkede, güvenlik verileriyle oynama kararı tek kelimeyle hayret verici. Hamaoka tesisinin Japonya’nın doğu kıyısında bulunması, onu yıkıcı depremlere neden olan dalma-batma zonuna doğrudan komşu yapıyor. Bu konum, tesisi sadece sarsıntıya karşı değil, Fukuşima’daki erimeye yol açan tsunami riskine karşı da son derece savunmasız bırakıyor. Sahte veriler doğrudan tsunami riskini içermese de, böyle kritik bir bölgede faaliyet gösteren bir firmanın güvenlik konusunda en ufak bir hata payına dahi tahammülü olmaması bekleniyordu.
Skandalın patlak vermesinin ardından Chubu Electric Power Co., yaşananları tüm şeffaflığıyla incelemesi için dış hukukçulardan oluşan bir komite kurdu. Diğer taraftan, nükleer denetim organı santralin yeniden hizmete girmesi için zorunlu olan güvenlik değerlendirmesini tamamen sonlandırdı. Mevcut şartlar altında sürecin ne zaman normale döneceği veya reaktörlerin kapılarını tekrar açıp açmayacağı belirsizliğini koruyor.
Japonya Nükleer Düzenleme Kurulu için de zamanlama daha kötü olamazdı. Kurum, geçmişteki ihmallerin ardından halkın güvenini yeniden kazanmaya çalışırken üst üste gelen aksiliklerle boğuşuyor. Manipülasyon haberinden sadece bir gün önce, bir kurum çalışanının Çin seyahati sırasında bilgisi basına sızdı. Tüm bu olaylar zinciri, Japonya’nın nükleer enerji politikalarını yeniden sert tartışmaların odağı haline getirdi.