Kıbrıs'ın AB Dönem Başkanı olması Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine nasıl yansıyacak?
SOURCE:BBC Türkçe
Kıbrıs Cumhuriyeti, 1 Ocak 2026'da, 14 yıl aradan sonra ikinci kez Avrupa Birliği (AB) Dönem Başkanlığı koltuğuna oturdu.
Altı ay sürecek görev, AB'nin savunma alanındaki kararlar başta olmak üzere kritik süreçten geçtiği bir döneme denk geldi.
Kıbrıs'ın AB Dönem Başkanı olması Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine nasıl yansıyacak?
Kaynak, Getty Images
Yazan, Güven Özalp
Unvan, Brüksel
1 Ocak 2026, 06:22 +03
Güncelleme 2 saat önce
Okuma süresi: 4 dk
Kıbrıs Cumhuriyeti bugün 14 yıl aradan sonra ikinci kez Avrupa Birliği (AB) Dönem Başkanlığı oldu.
1 Ocak 2026'dan itibaren altı ay sürecek görev, AB'nin savunma alanındaki kararlar başta olmak üzere kritik süreçten geçtiği bir döneme denk geldi.
Bazı taktiksel adımlar atması beklenen Dönem Başkanı'nın takınacağı tavrın Türkiye'yle AB ilişkilerine bir yansımasının olup olmayacağı merak ediliyor.
Brüksel'deki en önemli endişe, Kıbrıs sorunu nedeniyle süregelen gerginliğin savunma alanında Türkiye'yle işbirliğini olumsuz etkileme potansiyeli içermesi.
Kıbrıslı yetkililerden, "Başkanlığı ulusal sorunları gündeme getirmek için kullanmayacakları" yönünde açıklamalar geliyor.
Bununla birlikte Kıbrıs Cumhuriyeti, Türkiye'nin savunma odaklı SAFE programına, askeri hareketlilikle ilgili AB projesine ve Avrupa Savunma Ajansı'na katılımını "ulusal çıkarlar" gereği bloke etmeyi sürdürüyor.
AB'de, son dönemde savunma alanındaki hamleleri uluslararası alanda da dikkat çeken Türkiye'yle işbirliğinin sıkılaştırılmasını isteyen ülkelerin sayısı azımsanmayacak düzeyde.
Bu konudaki baskının, henüz somut sonuç doğurmamakla birlikte, geçmişe oranla daha belirgin bir düzeyde olduğunu söylemek mümkün.
Programda Türkiye vurgusu
Kıbrıs Cumhuriyeti, dönem başkanlığı programı üç ana eksen üzerine oturtuldu.
Bunlardan ilki AB'nin stratejik özerkliğinin güçlendirilmesi.
Bunun savunma ve güvenlik alanlarında ilerleme sağlaması ve göç sorununun yönetilmesine odaklanarak yapılması planlanıyor.
İkincisi, AB ile Ortadoğu'yu yakınlaştırmak.
Kıbrıs Cumhuryeti'nin son dönemde bölge ülkeleriyle işbirliğini artırma çabası dikkatlerden kaçmıyor.
Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis'in Dönem Başkanı olarak bölge liderlerini adada bir araya getirme planı var.
Üçüncü ekseni ise AB vatandaşlarının günlük yaşamlarını doğrudan etkileyen enerji, sağlık maliyetleri, konut ve eğitime erişim gibi konular oluşturacak.
Hristodulidis, 16 Aralık 2025'te Fransız Le Figaro'da yayınlanan söyleşisinde, AB'ye yakın ve Avrupa yolunu izleyen bir komşuya sahip olmayı tercih ettiklerini belirterek şunları söyledi:
"AB ile Türkiye arasındaki ilişkilerin ilerlemesini gerçekten istiyoruz. Ancak bu tamamen Türkiye'nin tavrına, AB üyelik sürecinde yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğine bağlı."
AB'nin özerkliği için genişlemenin jeopolitik gereklilik ve stratejik yatırım olduğunun vurgulandığı dönem başkanlığı programında ise şu ifadelere yer verildi:
"Türkiye, aday ülke statüsünü korumakta ve AB ile ilişkileri, AB Konseyi'nin Nisan 2024'te belirlediği çerçeve, önceki sonuçlar ve oluşturulan koşullar çerçevesinde devam edecektir."
AB, 17-18 Nisan 2024'te düzenlediği zirvede, ilişkilerin geleceği konusunda Türkiye'nin beklentilerini karşılamaktan uzak bir tavır takınmış ve "AB, Türkiye'yle işbirliğinin daha da geliştirilmesi için Kıbrıs sorununa ilişkin müzakerelerin yeniden başlamasına ve ilerlemesine özel önem vermektedir" vurgusu yapmıştı.
Fotoğraf altı yazısı, Kıbrıs Cumhuriyeti lideri Nikos Hristodulidis, adada çözüm sağlanması için Almanya Başbakanı Friedrich Merz'ten yardım istemişti.
NATO'ya karşı AB denklemi işler mi?
Hristodulidis'in dönem başkanlığı görevini devralmadan önce verdiği bazı mesajlar dikkat çekti.
Hristodulidis, Türkiye'nin NATO'da adım atması karşılığında kendilerinin de AB kanadında adım atabileceği söylemini öne çıkardı.
Bu söyleme göre Türkiye, Barış İçin Ortaklık Projesi'ne (PFP) katılım ve Kıbrıs sorununun çözümü doğrultusunda adım atarsa, Kıbrıs Cumhuriyeti de AB-Türkiye ilişkilerini ilerletme konusunda olumlu adım atacak.
PFP, NATO ile Avrupa-Atlantik bölgesindeki ülkelerle pratik ikili işbirliği için oluşturuldu.
İrlanda'dan Orta Asya ülkelerine kadar uzanan bir coğrafyada yer alan, aralarında bazı AB üyelerinin de bulunduğu 18 ülke PFP çatısı altında.
Mevcut Kıbrıs yönetiminin ilk hedefi bu ortaklığa dahil olarak NATO'yla kurumsal ilişki zemini oluşturmak.
Hristodulidis'in nihai hedefi ise NATO üyeliği.
Kıbrıslı lider son dönemde hem ABD hem de AB nezdinde destek arıyor.
Konuya yakın çevrelerde yapılan değerlendirmeler, mevcut parametrelerde çok radikal değişiklikler olmadığı sürece bu kurumsallaşmanın hayata geçirilmesinin ihtimal dahilinde olmadığı yönünde.
Türkiye'nin Kıbrıs'ın NATO üyeliğine yaklaşımı yıllardır aynı.
Ankara, kurumsal ilişkiye karşı çıkıyor. Üyelik de Türkiye'nin kırmızı çizgileri arasında yer alıyor.
Bu iki alanda yakın gelecekte politika değişikliğine gidileceğine ilişkin bir sinyal yok.
Kıbrıs sorununa Türkiye'nin beklentilerini karşılayacak bir çözüm bulunmadığı, AB -Türkiye ilişkilerinde tatmin edici bir seviyeye ulaşılmadığı sürece bu sinyalin gelmesi beklenmiyor.
Türkiye'ye yönelik hamle gelebilir mi?
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB Dönem Başkanı olarak AB-Türkiye ilişkilerine yapabileceği fazla bir katkı yok.
Bununla birlikte bazı taktiksel hamlelerin gündeme gelebileceği beklentisi hakim.
Hristodulidis'in açıklamalarından Kıbrıs'ta düzenlenecek gayriresmi nitelikli toplantılara Türkiye'nin de davet edilebileceği anlaşılıyor.
Bu bağlamda iki toplantı öne çıkıyor.
Bunlardan ilki 23-24 Nisan'da Lefkoşa'da yapılması hedeflenen gayriresmi nitelikli AB Liderler Toplantısı.
Bu toplantıya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın davet edilmesi gündemde.
Diğer toplantı ise 27 Mayıs'ta Limasol'da yapılması planlanan ve AB dışişleri bakanlarının bir araya geleceği gayriresmi nitelikli toplantı (Gymnich).
Bu toplantı için de Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'a davet gönderilmesi ihtimal dahilinde.
Davet yapılsa bile Türkiye'nin iki toplantıya da katılması öngörülmüyor.
Türkiye'nin tavrı ne olacak?
Türkiye'nin, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ilk dönem başkanlığında izlediği politikaya paralel bir politika izlemesi bekleniyor.
Ankara, 2012'deki altı aylık süreçte AB'yle ilişkileri kurumsal bazda yürütmüş, dönem başkanıyla temas kurmamıştı.
Türkiye'nin AB'yle ilişkileri yıllardır müzakere süreci dışındaki alanlara yoğunlaşmış durumda.
Bu durumun ilişkilerin başta AB Komisyonu olmak üzere kurumsal temelli temaslar üzerinden sürdürülmesini daha da kolaylaştıracağı değerlendiriliyor.
Kıbrıs, ilk dönem başkanlığında Ankara'ya bazı ılımlı mesajlar göndermişti.
Bunlar ne sonuç doğurdu ne de Türkiye'de karşılık buldu.
Türkiye'nin, 30 Haziran 2026'da sona erecek dönemde de Kıbrıs Cumhuriyeti'ni resmen muhatap alma olarak algılanabilecek herhangi bir adım atacağına ihtimal verilmiyor.