Lübnan, Hizbullah'ın silahsızlanma sürecinde İran ekseninden uzaklaşıyor
İsrail’in Ekim 2023’te Lübnan’a, 13 Haziran 2025’te ise İran'a yönelik geniş çaplı saldırıları, Hizbullah’ın hem bölgede hem Lübnan’daki varlığının sorgulanmasına neden oldu.
Özellikle İsrail’in, Lübnan’a saldırma gerekçesi olarak Hizbullah’ın varlığını öne sürmesi ve Hizbullah'ın son dönemde hem askeri hem siyasi açıdan zayıflaması ve Lübnan’da istikrarsızlığın etkeni olarak görülmesi, Lübnanlı yetkilileri Hizbullah’tan ayrışma noktasında harekete geçirdi.
📲 Artık haberler size gelsin
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.
🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı
Bu kapsamda İsrail ile varılan ateşkesin ardından Lübnan hükümeti, ABD ve Batılı ülkelerin baskısıyla, 5 Ağustos’ta Hizbullah'ınkiler dahil ülkedeki tüm silahların devletin tekelinde toplanması kararını kabul etti ve orduya 2025 yılı sonuna kadar uygulanmak üzere bir plan hazırlama görevi verdi.
Lübnan'daki İş Birliği ve Barış İnşası Araştırma Merkezi kurucularından araştırmacı Danya Kulaylat Hatib ve İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Başkanı Doç. Dr. Serhan Afacan, Hizbullah’ın Lübnan’daki varlığına, Lübnan hükümetinin yeni dönemde Hizbullah'a yaklaşımı ve Türkiye’nin Lübnan'daki rolüne ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Hizbullah’ın silahları artık İsrail için caydırıcı değil
Hatib, "Hizbullah'ın silahları iki ucu keskin bir kılıçtı. İsrail'in Lübnan'ı vurması için bir bahaneydi, aynı zamanda da İsrail'e karşı bir ölçüde caydırıcıydı. Ancak bu durum geçen yılki çağrı cihazı saldırısıyla Hizbullah'ın kapasitesinin ciddi biçimde zayıflamasıyla değişti. (Hizbullah'ın) silahları artık caydırıcı değil." dedi.
Hizbullah'ın silahsızlanması konusunda ise bir çeşit anlaşma gerektiğine dikkati çeken Hatib, Türkiye'de terör örgütü PKK'nın ve İrlanda'da İrlanda Cumhuriyet Ordusu'nun (IRA) silahsızlandırılmasını örnek gösterdi.
Hatib, "Devlet dışı grupların silahsızlandırılması genellikle garanti verildikten sonra olur. Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını istiyorsunuz ama garanti vermiyorsunuz. Lübnan devleti garanti verebilecek bir durumda değil." diye konuştu.
İran'ın Lübnan ile ilişkileri ve bölgesel etkisi konusunda Suriye'de Esed rejiminin devrilmesinin önemini vurgulayan Hatib, şunları ifade etti:
"İran’ın vekil güçleri, Esed rejiminin düşmesiyle büyük ölçüde zayıfladı. Çünkü İran’ın doğuya yönelik tüm operasyonları Şam üzerinden yürütülüyordu. (Hizbullah lideri) Naim Kasım bile Esed'in düşmesinin kendileri için Hasan Nasrallah'ın öldürülmesinden daha büyük bir darbe olduğunu söyledi." .
Hatib, İran'ın bu süreçte "düşük profil hareket ettiğine" ve "geri planda kalmayı tercih ettiğine" dikkati çekerek İran'ın ayrıca bölge ülkeleriyle iyi ilişkiler geliştirmeye çalışarak "iç meselelerine odaklandığını" belirtti.
"Türkiye, Lübnan'da daha fazla rol üstlenmeli"
Türkiye'nin Suriye'ye odaklandığını ve bölgede "daha fazla rol üstlenmesi gerektiğini" dile getiren Hatib, Türkiye'nin Lübnan’da rolünün istikrar sağlayıcı olacağını vurguladı.