Makine sektöründe Çin rekabeti artıyor, sanayici ihracatı korumaya çalışıyor
Makine sektörü, Türkiye sanayisi açısından stratejik bir eşik haline geldi. Çin’in agresif fiyatlama ve uzun vadeli finansman modelleri yerli üreticiler üzerinde ciddi bir rekabet baskısı yaratırken, içeride artan işgücü ve yerli girdi maliyetleri de ihracatçı firmaların rekabet gücünü zorluyor.
Türkiye Makine Federasyonu (MAKFED) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran, küresel ekonomik dönüşüm, sanayinin mevcut durumu ve makine sektörünün Türkiye açısından taşıdığı kritik rol hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu, özellikle Çin kaynaklı rekabetin yapısal bir tehdit haline geldiğine dikkat çekti.
Sanayi sektörlerinin mevcut durumuna değinen Dalgakıran, Türkiye’de tüm sektörlerin aynı ölçüde sıkıntı yaşamadığını belirterek, “İthalat baskısının olmadığı, iç pazara çalışan sektörlerde sorun daha sınırlı. Ancak ihracat odaklı ve küresel rakiplerle doğrudan rekabet eden alanlarda tablo daha zorlayıcı. Konfeksiyonun ardından makine sektörü de bu baskıyı yoğun şekilde hisseden sektörlerin başında geliyor.” dedi.
SEKTÖRÜN YERLİLİK ORANI YÜZDE 75
Makine sektöründe yerlilik oranının yaklaşık yüzde 75 seviyesinde olduğunu hatırlatan Dalgakıran, bu durumun mevcut maliyet yapısında önemli bir dezavantaj yarattığını vurguladı. Yerli girdi oranı arttıkça maliyetlerin yükseldiğini belirten Dalgakıran, “Bugün ne kadar ithal girdi kullanıyorsanız fiyat açısından o kadar avantajlısınız. Yerli üretimin pahalı hale gelmesi sanayinin rekabet gücünü zorluyor.” ifadelerini kullandı.
İş gücü maliyetlerindeki artışın sanayinin temel sorunlarından biri olduğuna dikkat çeken Dalgakıran, üretimde işçilik ve genel gider payı yüzde 30’un üzerine çıkan firmalarda sıkıntının çok daha derin hissedildiğini söyledi. Son 3–4 yılda döviz bazında ücretlerin 2–3 kat arttığını belirten Dalgakıran, hizmet ve gıda sektörlerinde fiyatların daha kolay yükseltilebildiğini, sanayide ise maliyetlerin şiştiğini kaydetti.
‘DÜNYADA EKONOMİK SAVAŞ YAŞANIYOR, YENİ STRATEJİLER GEREKLİ’
Küresel ölçekte yaşanan dönüşümü “ekonomik savaş” olarak tanımlayan Dalgakıran, dünyada korumacılığın yeniden yükseldiğini söyledi. Gümrük duvarlarıyla başlayan sürecin bugün regülasyonlar ve standartlarla devam ettiğini belirten Dalgakıran, “Küreselleşme döneminin ardından dünya tekrar başa döndü. Artık yeni stratejiler geliştirmek zorundayız.” dedi.
Dalgakıran, dünya ekonomisinin iki ana kutup etrafında şekillendiğini vurgulayarak, “Bir tarafta ABD var; sanayiden bilişim toplumuna geçiyor, inovasyon ve icatlar hâlâ orada. Diğer tarafta ise Çin bulunuyor. Kim ne yapıyorsa aynısını, hatta daha ucuza yapabiliyor. Son 20 yıldır izlediğimiz şey bu iki gücün mücadelesi.” değerlendirmesinde bulundu.
TÜRKİYE BÜYÜYOR AMA RAKİPLER DAHA HIZLI
Makine sektörüne ilişkin küresel verileri paylaşan Dalgakıran, Çin’in stratejik hamlelerine dikkat çekti. “10 yıl önce Çin’de makine sektörünün büyüklüğü 100 milyar dolar seviyesindeyken Almanya 300 milyar dolardaydı. Bugün Almanya hâlâ 300 milyar dolar civarında, Çin ise 500 milyar doları aşmış durumda.” dedi.
