Michael Roberts yazdı... 2026'da patlayacak balon
2026’ya girilirken dünya ekonomisi düşük büyüme, yüksek borç ve derinleşen eşitsizliklerle ilerliyor. Michael Roberts, yazısında özellikle yapay zekâ yatırımları etrafında şişen finansal balonun 2026’da ciddi bir kırılma yaratabileceği uyarısına değindi.
2026 yılına girilirken dünya ekonomisi, yüksek belirsizliklerin ve derinleşen yapısal sorunların gölgesinde ilerliyor. Küresel büyüme hız kesmiş durumda; enflasyon pandemi öncesi seviyelerin üzerinde kalmaya devam ederken istihdam artışı zayıflıyor, borç yükü ise hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde rekor düzeylere ulaşıyor.
Aydınlık yazarı Michael Roberts, "2026 için tahmin" adlı yazısında dünyanın ekonomik olarak 2025’e benzer sorunlarla karşı karşıya olduğunu kaleme aldı. Küresel ekonominin “Kükreyen Yirmiler”e girmediğini, aksine düşük büyüme ve yüksek risklerin damga vurduğu “Ilık Yirmiler” döneminin sürdüğünü vurgulayan Roberts, yazısında büyümeden enflasyona, küresel borç krizinden eşitsizliğe ve yapay zekâ kaynaklı finansal balon riskine kadar uzanan başlıklar altında mevcut gidişatın neden kaygı verici olduğunu ayrıntılarıyla ele aldı.
Roberts'ın yazısı şu şekilde:
Birçok açıdan bakıldığında, 2026 yılında dünya 2025’e benzer zorluklarla karşı karşıya – ancak çok daha yoğun bir biçimde. Geçtiğimiz yılın büyük temaları ortadan kalkmıyor; aksine evrilerek daha da derinleşiyor.
Geçen yıl 2025 için yaptığım öngörüde şöyle demiştim:
“2025’te bir resesyon olası değil; ancak G7 genelinde üretken yatırımları ve verimlilik artışını yeni seviyelere taşıyacak kalıcı bir kârlılık artışından söz etmek için de henüz erken. Büyük olasılıkla 2025’te Avrupa ve Japonya’da büyü durgunluğa yakın seyredecek; Kanada ve Avustralya da benzer bir tablo çizecek. BRICS ülkelerinin tamamında ise ekonomik büyüme ve ticaret artışı 2024’e kıyasla daha yavaş olacak. Dolayısıyla 2025, ‘Kükreyen Yirmiler’in başlangıcından ziyade dünya ekonomisi için ‘Ilık Yirmiler’in devamı olacaktır.”
Nitekim bu öngörü gerçekleşti.
KÜRESEL BÜYÜME: ILIK YİRMİLER DEVAM EDİYOR
Küresel reel GSYH büyümesi (piyasa döviz kurlarıyla) 2025’te yaklaşık yüzde 2,6 oldu; bu oran 2024’te yüzde 2,8’di. IMF, 2026’da da bu oranın değişmeyeceğini öngörüyor. Kuzey Amerika, Avrupa ve Japonya’dan oluşan G7 ekonomileri içinde bir kez daha ABD öne çıkıyor. ABD’nin reel GSYH büyümesi Trump yönetiminin öngördüğü yüzde 4 seviyesine ulaşmasa da, 2026’da yüzde 2’nin üzerinde olması muhtemel.
Buna karşılık G7’nin geri kalan ekonomileri yıllık yüzde 1’in altında bir büyüme ile adeta sürünmeye devam edecek; yani fiilen durgunluğa yakın bir seyir izleyecekler.
Euro Bölgesi’nde büyümenin 2026’da 0,2 puan yavaşlayarak yüzde 1,2’ye gerilemesi bekleniyor. Avrupa’nın 2026’da büyümeye dönme umudu büyük ölçüde Almanya’nın altyapı ve savunma için borçla finanse edilen 1 trilyon avroluk harcama programına, yani bir tür askeri Keynesçiliğe dayanıyor.
ENFLASYON, İSTİHDAM VE STAGFLASYON RİSKİ
Pandemi sonrası durgunluğun bitmesiyle tüketici fiyat enflasyonu sıçrama yaptı ve bugün büyük ekonomilerde fiyatlar pandemi öncesine kıyasla ortalama yüzde 20’nin üzerinde seyrediyor. Enerji, gıda ve ulaşım gibi temel ihtiyaçlarda artış çok daha yüksek.