Petrol-enerjiye ek olarak NTE de küresel çıkar çatışmalarının merkezine oturdu
Milli İstihbarat Akademisi raporu, nadir toprak elementlerinin sadece kritik bir madencilik faaliyetinin ötesinde; sahip olan ülkelerin savunma sanayii, yapay zeka, elektronik, uzay, taşımacılık alanlarında liderlik yapması imkanı sağlayacağı vurgulanıyor.
MEHMET KAYA/ANKARA
ABD’nin yeni dönemde enerji ve nadir toprak elementlerindeki çıkar savaşları ile ilişkilendirilen Orta Doğu, Ukrayna, Güney Amerika-Venezuela ve Grönland politikaları, nadir toprak elementleri (NTE) ve kritik mineralleri tekrar gündeme taşıdı. Türkiye’nin yakından tanıdığı uluslararası uzmanların, bu iki alanda güçlü rezerve sahip Türkiye’ye ulusal çıkarları önceleyen, başka ülkelerle işbirliğine girilmemesini öneren uyarılar gelirken, Milli İstihbarat Akademisi tarafından yayınlanan kısa değerlendirmede de madencilik yanında maden, rafineri ve nihai ürüne kadar kapalı sistem kurulması, güçlü bir döngüsel ekonomi politikası oluşturulması ve NTE ve kritik minerallerin kullanıldığı alanlarda AR-GE yatırımları yapılması önerildi.
Küresel alanda nadir toprak elementleri ve kritik mineraller tartışması sürerken, Çin’in bu alandaki küresel üretim hakimiyeti, ABD’nin çeşitli askeri ve siyasi operasyonlarla bu alandaki varlıkları ele geçirme çabası tartışmaları derinleştirdi. Bu elementler, tüketici ürünlerinden hayatın hemen her alanında kullanılan, içinde çip dahil elektronik devre içeren her türlü teknolojik cihaz, rüzgar türbinleri, savunma-havacılık-uzay, elektrikli taşıtlar, tıbbi cihazlar, LCD, enerji tasarruflu ışıklar gibi şimdinin yanında, gelecekte de henüz bilinmeyen ürünlerin üretimi için gerekiyor.

“Türkiye tuzağa düşmemeli"
Türkiye’de de uzunca bir süredir özellikle Eskişehir’deki saha nedeniyle gündeme gelen nadir toprak elementleri ve kritik mineraller konusunda tartışma yoğunlaştı. Londra Enerji Kulübü Başkanı Mehmet Öğütçü, 14 Ekim 2025’te Yetkinreport.com adresinde yayınlanan yazısında, Türkiye’yi “ABD ve Çin’e karşı” uyardı; Eskişehir maden sahasının ABD’ye verilmesi ya da ortak işletme haberlerini, ABD Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın görev öncesi Senato sunumunda bu konuyu öncelikleri arasında saymasını, yine Eskişehir maden sahasına ilişkin Çin ile görüşme olduğu haberlerini hatırlatarak, “Bu gelişmeler Türkiye açısından ciddi bir uyarı niteliğinde. Zira ABD şu anda aynı stratejiyi Ukrayna’da, İzlanda’da, Afrika’da ve Latin Amerika’da da uyguluyor, kritik mineral sahalarını dost ülkelere yatırım vaadiyle alıyor, ardından kontrolü fiilen ele geçiriyor. Türkiye bu tuzağa düşmemeli. Hiçbir ülkeye, hele de stratejik rekabetin bu kadar keskin olduğu bir dönemde, nadir toprak elementleri üzerinde imtiyaz vermemeli. Bu kaynaklar, tıpkı petrolün 20. yüzyılda olduğu gibi, Türkiye’nin 21. yüzyıl stratejik gücünün teminatıdır” görüşünü vurguladı. Hemen her konuşmasında nadir toprak elementlerinin kritik önemine ve Çin’in bu konudaki hakimiyetinin yarattığı riske dikkat çeken Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol da 26 Aralık 2025’te Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) konferansında yaptığı konuşmada, “Nadir toprak elementlerinde Çin’in dünya rafinaj sektöründeki payı yüzde 92. Amerika, Kanada, Avustralya ve Avrupa’daki planlanan tüm yeni projeler zamanında ve eksiksiz hayata geçse bile, 2035 yılında Çin’in payı ancak yüzde 75’e düşecek. Yani hala muazzam bir hakimiyet söz konusu. Rafinaj sektörü kirli ve zor bir iştir; herkes kolay kolay ülkesinde kuramaz. ..Bizim Türkçede ‘bir musibet bin nasihatten iyidir’ sözü vardır. Çin’in aldığı o karar, otomotiv sektörü başta olmak üzere herkese bu işin ne kadar ciddi olduğunu hatırlattı. Böyle bir gücü arkasında bulunduran bir ülke, masaya oturduğunda diğerlerine nazaran çok daha rahat oturur.” İfadesini kullandı.