Savaş, Enflasyon, Pahalılık… Turizmciler 2026 için üç büyük riski açıkladı
Jeopolitik gerilimler, iklim değişikliği ve artan maliyetlere rağmen Türkiye turizmi 2025’te 64 milyar dolar gelir ve 65 milyon turist hedefini tutturmaya hazırlanıyor. Sektör 2026’yı ise “dirayet yılı” olarak görüyor. En büyük riskler yüksek enflasyon, rakip ülkelerle fiyat rekabeti ve nitelikli personel eksikliği olarak öne çıkıyor. Turistlerin fiyat avantajına daha duyarlı olması beklenirken, yurt dışı turlarına ilgi ve kruvaziyer turizmindeki artışın sürmesi öngörülüyor. 2026’da deneyim odaklı tatillerin ve düşük maliyetli havayolu uçuşlarının sektör için belirleyici olacağı ifade ediliyor.

Turizm sektörüne 2025’te bölgedeki jeopolitik gerilim ve iklim değişikliğinin getirdiği mevsim kayması damga vurdu. Bütün bunlara rağmen sene başında konulan 64 milyar dolarlık turizm geliri ve 65 milyon turist hedefinin tutturulmasına kesin gözüyle bakılıyor. Yılı Hürriyet’e değerlendiren turizmciler en çok bölgedeki savaşlar, sabit döviz kuru, enflasyon ve artan maliyetlerden zorlandıklarını belirttiler. Yerli ve yabancı turistler ise pahalılıktan şikâyet etti.
Peki, 2026 nasıl geçecek? Turizmciler, 2026’nın ‘dirayet yılı’ olmasını beklediklerinin altını çizerek öngörülerini sıraladılar.
İLK ÜÇ RİSKİ SIRALADILAR
Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği’nin (AKTOB) yeni yıla ilişkin beklentileri içeren anketi önemli. Sektör temsilcileri, hem Avrupa hem da Rusya-BDT pazarlarında yüzde 5-10 arasında artış bekliyor. 2026 yılı için turizmde en önemli risk, sektör temsilcilerinin yüzde 40’ına göre yüksek enflasyon. Yüzde 22’si rakip destinasyonlarla fiyat rekabeti, yüzde 20’si nitelikli personel eksikliğini gösteriyor. Sektörün öncelikli ihtiyacı sorulan sektör temsilcileri, yüzde 21 ile vergi yükünün azaltılmasına dikkat çekti. Sektör ayrıca 12 ay turizm teşviki, insan kaynakları tedbirleri, yeni pazarların geliştirilmesi, maliyet-kur makası etkilerinin en aza indirilmesi taleplerini sıraladı.

Sektördeki genel beklentiler ise madde madde şu şekilde ortaya koyuldu:
2026’da sektörün gündemi yine sabit döviz kuru, enflasyon ve artan maliyetler olacak. Tüketiciler ise fiyat avantajına daha da duyarlı olacak. 2026’da eğer iç pazarda turistler yüksek fiyatlarla karşılaşırsa otellerde doluluk sorunu yaşanacak. Yerli turist son dakika indirimlerini takip edecek.
Vatandaş 2025’te Türkiye’deki tatillere kıyasla daha ekonomik olduğu için yurtdışı turlarına ilgi göstermişti, bu yıl da devamı bekleniyor. Vize sorunu nedeniyle Balkanlar, Mısır, Dubai, Uzakdoğu 2026’da da talep görecek. 2025’te kruvaziyer turizmine ilgi arttı, ülkeye 2 milyondan fazla turist geldi. Bu artışın sürmesi de beklenen bir diğer gelişme.
İç pazarda; Antalya, Bodrum, Marmaris ve Kıbrıs’ın 2026’da da en çok tercih edilen bölgeler olması bekleniyor.
‘ÇÖZÜM: DÜŞÜK MALİYETLİ HAVAYOLU’
TÜRKİYE Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Müberra Eresin, 2026’nın şehir otelleri açısından biraz daha zor geçebileceğini belirtti. Eresin, bunu aşabilmenin yollarından birinin ‘low cost havayolları’ uçuşlarının artırılması olduğuna işaret etti. Low cost havayolu, giderleri en düşük seviyeye çekerek ucuz uçak biletini mümkün kılan düşük maliyetli havayolu firmaları için kullanılan bir tabir. “Uçuş fiyatlarının yüksekliği, Türkiye’ye doğrudan seyahat etmek isteyen turistler açısından caydırıcı olabiliyor” diyen Eresin, “Bu konuda kalıcı çözümler geliştirildiğinde, özellikle Avrupa pazarında beklentilerin üzerinde bir artış yakalayacağımıza inanıyoruz” dedi. EasyJet’in Mart 2026 itibarıyla İstanbul uçuşlarını durduracağını belirten Eresin, “Bu durum şehir otelleri açısından son derece olumsuz bir gelişme. Düşük maliyetli havayolu şirketlerinin İstanbul’a uçuşları artmadığı sürece oteller nefes alamaz. Türkiye’de low-cost havayollarına kesinlikle daha fazla alan açılması gerekiyor” dedi.
