Soytarısız kral, kadınsız yönetim kurulu olur mu hiç?
Etkiden bahsedebilmek için önce belli bir temsil seviyesine gelmek lazım. Kadınlar hâlâ yönetim kurullarında azınlıkken bu sorumluluğu sadece onlara yüklemek haksızlık olur. Çünkü etki, çoğunluğun içinde anlam kazanır.
Etkiden bahsedebilmek için önce belli bir temsil seviyesine gelmek lazım. Kadınlar hâlâ yönetim kurullarında azınlıkken bu sorumluluğu sadece onlara yüklemek haksızlık olur. Çünkü etki, çoğunluğun içinde anlam kazanır.
06 Ocak 2026, 08:00 Güncelleme: 06 Ocak 2026, 10:20
Fotoğraf: Ergun Candemir
Aralık ayında eş başkanı olduğum Yönetim Kurulu’nda Kadın Derneği’nin 7. dönem Lansmanı’nı Swiss Hotel Bosphorus’da gerçekleştirdik. Toplam 69 mentor – menti eşleşmesini açıkladığımız gecede Türkiye’nin önde gelen lider kadınları, 18 ay boyunca birebir çalışacakları ülkemizin en etkin iş liderleriyle tanıştı. Bu sürecin ana hedefi, zaten başarılı birer üst düzey iş insanı olan mentilerimizin yönetim kurulu koltuklarına etkin biçimde hazırlanması.
Bu dönemin eşleşmelerini açıklamadan hemen önce, başka bir salonda ‘kapalı’ bir toplantı gerçekleştirdik. Bugüne kadar bizimle bu yolda yürüyen tüm mentorlarımızı davet ettiğimiz bu “Karar Vericiler Oturumu”nda YK’lardaki ‘çeşitlilik eksikliği’ni tartıştık. Değerli mentorumuz Mehmet Sönmez’in, yönetiminde bana eşlik ettiği bu özel oturuma tüm dönemlerden yaklaşık 70 mentorumuz ve eski/yeni danışma kurulu üyelerimiz katıldı.
Bu toplantıyı iki nedenle çok önemsedik: 1. Murat Özyeğin, Fuat Tosyalı, Ali Sabancı, Canan Özsoy, Ömer Aras, Leyla Alaton, Ahmet Erdem, Hakan Eminsoy başta olmak üzere her biri birbirinden kıymetli ve etkin ismin YK’da çeşitlilik üzerine üç saat birlikte düşünmesi, fikir üretmesi çok kıymetliydi. 2. Bu toplantı, yedinci kez başlattığımız bir sürecin ‘start’ını vermenin çok ötesinde kritik bir anlam taşıyordu zira 14 yıldır YK’lardaki kadın oranını artırmak üzere yürüttüğümüz çabada artık önemli bir ‘karar anı’na geldiğimizi hissediyoruz bir süredir.
2011’den beri iş dünyasının karar noktalarında kadınların eksikliğini konuşuyoruz. Önce “hazır değiller”, “tecrübeleri eksik” dendi. Sonra “ama kadın olsun diye seçilmesinler, liyakat olmalı” tartışmaları geldi. Kadınlar her aşamada, kendilerinden istenen bir sonraki eşiği aşmak zorunda kaldı. Bugün ise artık çok net bir noktadayız: “Hazır kadın yok” cümlesi geçerliliğini yitirdi.
Artık asıl soru şu: Peki sistem nerede tıkanıyor? Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar beklemenin saçmalığından yola çıkarak toplantıda geldiğimiz nokta şu oldu: Kadınlar yönetim kurullarına girebildiklerinde, etkinlikle ilgili bir sorun yaşamıyor! Salonda paylaşılan deneyimler açıkça gösterdi ki etkinlik sorunu yaşayan erkek üye örnekleri hafızalarda daha çok yer kaplıyor. Yine de oranlara bakınca kadınların hâlâ çok sayıda önyargıyla boğuştuğunu görüyoruz. Çünkü kadınlar için hâlâ performans, etki ölçümü, YK’ya girdiklerinde yaratacakları faydalar neler gibi başlıklar tartışılırken bu tür kriterler erkek YK üyesi seçimi için neredeyse hiç kullanılmıyor.
