Superman, Luke Skywalker, Harry Potter, Kırmızı Başlıklı Kız: Ortak noktaları ne... Karizmatik lider fikrinin temeli
Yüzyıllardır dilden dile aktarılan masallar gerçekten binlerce yıllık bir yolculuğun ürünü mü, yoksa modern çağın yaratıcı icatları mı? New Scientist dergisi, dilbilimcilerden antropologlara uzanan araştırmacı grubunun, masalların kökenini çözmek için yürüttüğü “bilimsel destanı” mercek altına aldı.
New Scientist dergisinin masalları ele aldığı çalışmaya göre, algoritmalar ve kültürel evrim teorileri sayesinde, insanlığın en eski hikâyelerine bugün hiç olmadığı kadar yakınız. Yetim kalan bir kahraman, aşılması gereken engeller ve sonunda yenilen bir canavar. Bu anlatı kulağa Superman, Luke Skywalker ya da Harry Potter gibi modern karakterleri çağrıştırıyor olabilir. Ancak araştırmacılara göre bu yapı, binlerce yıldır insan zihninde dolaşan evrensel bir anlatı kalıbı.
Courrier International'ın haberine göre, masalların bu kadar kalıcı olmasının nedeni, yalnızca eğlenceli olmaları değil. İyi bir hikâye aynı zamanda öğretir, duygusal bağ kurar ve topluluğu bir arada tutar
İNSANLIĞIN İLK VERİ SİSTEMİ OLARAK HİKÂYE
Araştırmacılara göre hikâye anlatımı, insanlığın geliştirdiği ilk “bilgi yönetim sistemi” olabilir.
Avcı-toplayıcı toplumlarda masallar, hayatta kalmak için gerekli bilgileri akılda kalıcı biçimde aktarmanın bir yoluydu.
Tehlikeli hayvanlar, iklim koşulları ve doğa bilgisi, anlatılar aracılığıyla kuşaktan kuşağa taşındı. Bu anlatı biçiminin temeli ise, insan zihninin çok eski bir özelliğine dayanıyor. Belirsiz işaretleri, niyeti olan canlıların eylemleri gibi algılama eğilimi Masallardaki kurtlar, devler ve hayaletler tam da bu mekanizmaya hitap ediyor.
MASAL ANLATMAK BİRLİKTE DÜŞÜNMEKTİR
Hikâyeler yalnızca bilgi aktarmıyor, aynı zamanda topluluk olma duygusu da yaratıyor. Oxford Üniversitesi’nden Robin Dunbar’a göre masal anlatımı, bir tür “sözlü bakım” işlevi görüyor. 'Kim güvenilir, kim değil' sorusuna dolaylı cevaplar sunuyor. Araştırmalar, bir hikâye dinleyen insanların beyin aktivitelerinin senkronize olduğunu gösteriyor. Bu durum, “aynı gruba ait olma” hissini güçlendiriyor. İyi bir anlatıcı, dinleyiciyi yalnızca eğlendirmiyor; onu kolektif bir deneyimin parçası haline getiriyor
AKILDA KALAN MASALLARIN SIRRI
Masalların hafızada kalmasını sağlayan en güçlü unsur, şaşırtıcı ve mantığa aykırı öğeler. Bir hayaletin ortaya çıkması ya da yüz yıllık bir felaket, dikkati keskinleştiriyor. Antropolog Manvir Singh bu yapıyı “sempatik olay örgüsü” olarak tanımlıyor. Masaldaki kahraman, bir engelle karşılaşıyor ve bu engelin aşılması dinleyicide rahatlama ve sevinç yaratıyor. Bu yapı, dünyanın hemen her kültüründe karşımıza çıkıyor.
KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ GERÇEKTEN KİMDEN ÇIKTI
Masalların kökeni denildiğinde en büyük tartışmalardan biri, Avrupa’nın ünlü derleyicileri üzerine
Charles Perrault(*) ve Grimm Kardeşler, gerçekten yalnızca derleyici miydi? 2009’da ortaya atılan bir iddia, bu masalların aslında onların icadı olduğunu öne sürdü. Ancak yapılan çalışmalar, Kırmızı Başlıklı Kız örneğinde, bu hikâyelerin çok daha eskiye dayandığını gösterdi. Farklı coğrafyalarda masalın yazıya geçirilmeden önce yüzyıllar boyunca sözlü olarak aktarıldığını ortaya koydu.