Suriye'de SDG'nin durumu çözüm sürecini nasıl etkiler?
Suriye Demokratik Güçleri ile Şam yönetimi arasında imzalanan 10 Mart mutabakatının uygulamasına yönelik müzakerelerde ilerleme sağlanamadı. Bu durum Türkiye'deki çözüm sürecine nasıl yansır?
Suriye'deki siyasi ve askeri manzara 2025'in son aylarında giderek karmaşıklaşırken, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimi arasındaki ilişkiler ve Türkiye'deki çözüm sürecine olası etkileri yeni yılın ilk günlerinde belirsizliğini koruyor.
Omurgasını, Türkiye'nin "PKK'nın Suriye kolu" olarak gördüğü Halk Savunma Birlikleri'nin (YPG) oluşturduğu SDG ile Şam yönetimi arasında Mart 2025'te imzalanan 10 Mart mutabakatı, SDG'nin Suriye devlet kurumlarına entegrasyonunu öngören bir çerçeve anlaşması olarak taraflarca olumlu karşılanmış, Türkiye ise uygulamanın önemli olacağını belirtmişti.
Ancak anlaşmanın uygulanması için 31 Aralık 2025 olarak belirlenen son tarih öncesinde de taraflar arasındaki anlaşmazlıklar giderilemedi.
10 Mart mutabakatının hayata geçirilmesi için son tarihi olarak vurgulanan 31 Aralık 2025, doğrudan anlaşmanın metninde yer alıyor. Anlaşmanın sekizinci maddesi tarafların yani Şam yönetimi ve SDG'nin oluşturacağı yürütme komitelerinin anlaşmayı "bu yılın sonuna kadar" uygulamak için çalışacağını belirtiyor.
Türkiye'nin tutumu ne?
Son günlerde önemli açıklamaların yapıldığı Türkiye'nin, SDG'nin Şam yönetimine entegrasyonu ile ilgili pozisyonu güvenlik odaklı olmayı sürdürüyor.
Ankara'nın tutumunu ve bakışını gösteren önemli bir ziyaret geçen yılın son günlerinde gerçekleşti. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın 22 Aralık'ta Şam'da Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ve üst düzey Suriyeli yetkililerle bir araya geldi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Aralık ayındaki Şam ziyaretinde Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile bir araya gelmiştiFotoğraf: Murat Gok/Anadolu/picture alliance
Fidan burada yaptığı açıklamada İsrail faktörüne dikkat çekerek "SDG'nin belli faaliyetlerini İsrail ile koordinasyon halinde götürüyor olması gerçeği, Şam'la yürütülen görüşmelerde de engel teşkil ediyor. SDG'nin (Şam'la entegrasyon görüşmelerinde) çok fazla ilerleme kaydetmeye niyeti olmadığını görüyoruz" dedi.
Yılın son günlerinde ise Milli Savunma Bakanlığı'ndan (MSB) önemli bir açıklamada daha geldi. 31 Aralık'taki MSB basın toplantısında, SDG'nin adem-i merkeziyetçilik ve federalizm taleplerini dile getirmeye devam ettiğini ve merkezi otoriteye entegre olma konusunda adım atmadığını belirterek, SDG'nin bu tavrının Suriye'nin toprak bütünlüğüne ve istikrarına zarar verdiği ifade edildi.
Açıklamada "Suriye hükümetiyle 'Tek Devlet, Tek Ordu' ilkesi doğrultusunda yakın iş birliğini sürdürüyor, entegrasyon sürecini yakından takip ediyoruz. Suriye hükümeti birlik ve bütünlüğü için bir inisiyatif almaya karar verirse Türkiye ona destek olacaktır" denildi.
Çözüm süreci de etkilenir mi?
Peki Suriye'de Şam ile SDG arasındaki görüşmelerin gidişatı ile tansiyonun giderek artması Türkiye'deki yeni çözüm sürecini de etkiler mi?
Süreçle ilgili gelinen son noktada şu anda TBMM'de oluşturulan Milli Birlik ve Kardeşlik Komisyonu'nun rapor yazma aşaması ve önerilecek yasal düzenlemeler önem taşıyor.
Süreçle ve Suriye bağlantısıyla ilgili son günlerde yapılan iki önemli açıklamanın biri PKK lideri Abdullah Öcalan'dan diğeri de MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız'dan geldi.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, dikkat çeken açıklamasında SDG'ye verilen sürenin dolduğunu vurguladıFotoğraf: Privat
Öcalan, İmralı Cezaevi'nden yayınladığı yeni yıl mesajında Türkiye'ye Suriyeli Kürtler ile Şam arasındaki süreçte "kolaylaştırıcı, yapıcı ve diyaloğa açık bir rol üstlenme" çağrısı yaptı.
"Suriye'de ortaya çıkan kaotik tablo demokratikleşme ihtiyacının açık bir yansımasıdır. Yıllarca süren tekçi, baskıcı ve kimlikleri inkâr eden yönetim anlayışı; Kürtlerin, Arapların, Alevilerin ve tüm halkların özgürlük ve eşitlik talebini daha da güçlendirmiştir" diyen Öcalan 10 Mart mutabakatının uygulanması gerektiği mesajını verdi:
"Suriye Demokratik Güçleri ile Şam yönetimi arasında 10 Mart'ta imzalanan mutabakat çerçevesinde dile getirilen temel talep, halkların kendi kendini bir arada yönetebileceği demokratik bir siyasal modeldir. Bu yaklaşım, merkezi yapıyla müzakere edilebilir demokratik bir entegrasyon zeminini de içinde barındırmaktadır. 10 Mart mutabakatının uygulanması süreci rahatlatacak ve hızlandıracaktır."
İktidar kanadından doğrudan Öcalan'ın 30 Aralık'ta verdiği bu mesajlara yönelik bir açıklama gelmezken, yeni çözüm sürecinin etkili isimlerinden MHP'li Yıldız yeni yılın ilk gününde sosyal medya hesabından yayınladığı mesajla bazı hususlara dikkat çekti.
Yıldız, SDG'yi sert şekilde eleştirerek, 10 Mart mutabakatının uygulama süresinin dolduğunu vurguladı ve şunları kaydetti:
"ABD ve İsrail destekli SDG terör oluşumunun elebaşı Mazlum Abdi, Suriye'nin neredeyse üçte birini işgal altında tutuyor. PKK/YPG/SDG Suriye'nin kuzeydoğusunda geniş bir alanı kontrol etmektedir. Bu bölge, zengin petrol ve gaz yataklarına, Fırat ve Dicle nehirlerine, ayrıca tarım ve hayvansal üretim açısından güçlü kaynaklara sahiptir. Örgütün bu alanları kontrol altında tutması, Suriye'nin toparlanması ve kalkınması önünde ciddi bir engel teşkil etmektedir."
Yıldız, İsrail'in Suriye'deki operasyonlarına da işaret ederek, "İsrail, Suriye'yi sürekli bombalıyor ve vuruyor; aynı zamanda isyancı grupları destekleyerek Süveyda'dan kuzeydoğu Suriye'deki PKK bölgelerine bir koridor açmaya çalışıyor. Buna 'Davut Koridoru' deniyor. Hermon Dağı'nı da işgal ederek Güneyden ve doğudan Suriye'yi çevrelemeye ve buradan Türkiye'ye uzanmaya çalışıyor. Bu durum, bölge için ciddi bir tehdit ve tehlike oluşturuyor" dedi.
10 Mart mutabakatı ile ilgili son durum ne?
ABD'nin arabuluculuğunda imzalanan 10 Mart mutabakatı, SDG'nin askeri ve sivil yapılarını Şam'ın kontrolüne entegre etmeyi amaçlıyor.

SDG lideri Mazlum Abdi ve Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, mutabakatı imzalarken el sıkıştı, ancak hâlâ uygulamaya geçilmediFotoğraf: SANA/Handout/REUTERS
SDG lideri Mazlum Abdi'nin Mart'ta Şam'a ABD helikopteriyle taşınarak imzaladığı anlaşmanın temel maddeleri, SDG'nin askeri unsurlarının Suriye ordusuna katılmasını, sivil idari yapıların merkezi hükümete bağlanmasını ve petrol gelirlerinin paylaşımını içeriyor.
Ancak son bir ayda yaşananlar ve müzakerelerdeki tıkanıklıklar mutabakatın geleceğine dair belirsizliği derinleştirmiş durumda.
Fidan'ın Suriye temasları sonrasında Halep'te hükümet güçleriyle SDG arasında çatışma çıktı. En az iki kişinin öldüğü çatışmaların ardından iki taraf gerginliğin yatıştırılması için mutabakata vardı. Ancak ülkede tansiyon hâlâ yüksek.
Şam yönetimi, mutabakatın hayata geçirilememesinden Kürt tarafını sorumlu tutuyor. Geçen hafta Suriye resmi haber ajansı SANA'ya konuşan Dışişleri Bakanlığı kaynakları müzakerelerde "somut sonuçlara" ulaşılamadığını ve Kürtlerin mutabakatı uygulamak için "gerçek bir istek göstermediğini" ifade etti.
Buna karşılık SDG lideri Mazlum Abdi görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini savunarak, askeri unsurların devlet yapılarına entegrasyonu konusunda uzlaşma sağlandığını, anayasaya ilişkin sorunların çözümü için ise zamana ihtiyaç olduğunu söyledi.
SDG lideri Abdi'nin 29 Aralık Pazartesi günü müzakere heyetiyle birlikte Şam'a yapacağı duyurulan ziyaret de ertelendi. SDG tarafından yapılan açıklamada, ziyaret için yeni bir tarihin ilgili taraflar arasında karşılıklı anlaşma ile daha sonra belirleneceği belirtildi.