Teknolojinin bebek beynindeki korkutan izleri ortaya çıktı
10 yıl süren bir araştırma, bebekken tablet ve telefonla tanışan çocukların beyin yapısında geri dönülemez değişimler saptadı. Erken olgunlaşan beyin ağları, yıllar sonra yavaş karar verme ve yüksek kaygı olarak geri dönüyor.
Bebeklerin eline vakit kazanmak ya da onları oyalamak için tutuşturulan tablet ve telefonlar, sanıldığından çok daha derin izler bırakıyor olabilir. Singapur’da on yılı aşkın bir süredir devam eden ve 168 çocuğu bebeklikten ergenliğe kadar takip eden kapsamlı bir araştırma, erken yaşta ekrana maruz kalmanın beyin yapısını kalıcı şekilde değiştirdiğini ortaya koydu.
Araştırma sonuçlarına göre, iki yaşından önce yoğun şekilde ekrana bakan bebeklerin beyin ağları, normalden çok daha hızlı bir uzmanlaşma sürecine giriyor. Bu durum kulağa ilk başta olumlu bir gelişim gibi gelse de uzmanlar, bu kontrolsüz hızlanmanın ileriki yıllarda karar verme süreçlerinde yavaşlamaya ve ciddi kaygı bozukluklarına yol açtığı konusunda uyarıyor.
Araştırmayı yöneten Dr. Huang Pei, sağlıklı bir gelişim sürecinde beyin ağlarının zamanla ve kademeli olarak uzmanlaşması gerektiğini vurguluyor. Ancak ekran karşısında çok vakit geçiren çocuklarda, görme ve bilişsel kontrolü yöneten ağlar, karmaşık düşünme yeteneği için gereken güçlü bağlantılar henüz kurulmadan erkenden olgunlaşıyor. Bu zamansız gelişim, beynin esnekliğini ve zihinsel dayanıklılığını kısıtlıyor. Sonuç olarak çocuklar hayatın ilerleyen dönemlerinde yeni durumlara uyum sağlamakta zorlanıyor. Nitekim araştırmaya katılan ve bebekliğinde ekranla çok haşır neşir olan çocukların, 13 yaşına geldiklerinde akranlarına göre çok daha yüksek kaygı seviyelerine sahip olduğu görülüyor.
Kitaplar teknolojiye karşı: Beyni koruyan kalkan
Dünya Sağlık Örgütü, bir yaşındaki bebekler için ekran başında geçirilen zamanı kesinlikle önermiyor; iki yaşındakiler için ise günde bir saatin aşılmaması gerektiğini hatırlatıyor. Ancak Singapurlu araştırmacıların incelediği grupta bebeklerin günde ortalama bir ila iki saatini ekran başında geçirdiği saptandı. Üstelik bu veriler on yıl öncesine ait ve uzmanlar, küresel salgın süreciyle birlikte bugün bu sayıların çok daha korkutucu seviyelere ulaştığını tahmin ediyor. Erken yaşta maruz kalınan bu “dijital bakıcılık”, çocukların sadece bilişsel becerilerini değil, sosyal ve duygusal gelişimlerini de sekteye uğratıyor.
Peki, ekranların her yeri kuşattığı bu dünyada ebeveynler ne yapmalı? Araştırmanın sunduğu reçete oldukça eski usul ama etkili: Kitap okumak. Veriler, üç yaşındayken ebeveynleri tarafından düzenli olarak kitap okunan çocukların, ekranın olumsuz etkilerine karşı daha dirençli olduğunu gösteriyor. Kitap okurken çocuğa sorular sormak ve onunla aktif etkileşime geçmek, beyin gelişimini sağlıklı bir rotada tutuyor.
Bilim insanları, teknolojinin bir çocuk bakıcısı olmadığını, aksine sağlıklı bir çocuk yetiştirmek için cihazları kapatıp sayfaları çevirmenin kritik bir önem taşıdığını hatırlatıyor.