TÜİK sıfırın altında fiyat artışı açıklarsa...
TÜİK sıfırın altında fiyat artışı açıklarsa...
Ekim ve sonraki aylarda kamunun zam gündemi netleşmeye başlar. Malum yeni bütçe Meclis’e sunulur ve görüşmelere geçilir. Bütçe deyince hâliyle yeni gelirlere ihtiyaç vardır. Yeni bütçe genel olarak yeni vergi ve/veya mevcutta artış demektir. Duruma uygun olarak yakın geçmişte bir vergi paketi Meclis’te görüşülmüştü. ‘Yenisi’ böyle gelirken, aynı zamanda ekim ayı ÜFE‘sine paralel ‘yeniden değerleme oranı’ da belli olduysa mevcutta ‘artış’ tarafı da çözülmüş anlamına gelir.
Yeni yılda kamunun rutin alacakları bu oran (2026 için yüzde 25,69) ilave edilerek tahsil edilecektir. Bu arada yeni gelirler ihdas edilirken, giderleri de kısmak gerekecektir. Bu kapsamda bakarsınız ki bazı vergisel istisnalar iptal edilir, teşvikler rafa kaldırılır. Bunlara da şaşırılmaz, kiminin Çin baskısı, kiminin asgari ücret yakınması para etmez!
Aslında öyle büyük rakamlara alışmışız ki yüzde 25,69’un da fazla ürküttüğü söylenemez . Ancak bir bakarsınız artışlar ‘yeniden değerleme oranı’ ile sınırlı kalmaz. Bir bakarsınız ÜFE değil, TÜFE artışı uygulanır. Bazen de TÜFE artışına ‘katları’ eklenir.
Çok detay gibi görünse de nedenini ilgililerinin çözeceği ‘anlayış’ı yansıttığı için bir örnek verelim:
Kıyı tesislerinin; 5312 sayılı Kanun kapsamında deniz ve deniz çevresine verdikleri zararların tazminine yönelik bir sigorta sistemi kurulmuştur. 2018’deki tebliğe göre; “Rafineriler, petrol ve petrol ürünlerinin yükleme veya boşaltımının yapıldığı limanlar ve istasyonlar, dolum tesisleri, depolama tesisleri, gaz terminalleri, enerji santralleri, endüstriyel üretim tesisleri, yükleme veya boşaltma yapılan limanlar ve iskeleler, terminaller, tersaneler, gemi söküm tesisleri, gemi inşa ve onarımının yapıldığı diğer tesisler ile farklı adlarda olsa bile aynı veya benzeri faaliyetlerin gerçekleştirildiği ve 5312 sayılı Kanun kapsamına giren kıyı tesisleri sigorta yaptırma yükümlülüğü” altındadır.
Bu tesisler elleçleme kapasitelerine göre sigorta teminatı öderler. 2018’de teminat rakamları; 750 bin tona kadar yük elleçleyenler için 1 milyon TL, 0,75-2.5 milyon ton arası 2 milyon TL, 2.5-5 milyon ton arası 8 milyon TL olarak belirlenmişti. 2026 için açıklanan fiyatlar ise her bir kategoride 8 kat artışı içeriyor. Yani her yıl başlangıç rakamı teminat faturasına eklenmiş. 1 milyon 8 milyon TL olurken, 8 milyon da 64 milyon TL olmuş. Aslında buraya kadar da bir sorun yok. Çünkü nisan 2018 ile eylül 2025 arasındaki kümülatif TÜFE 9,8 kat artmış. Yani teminat miktarındaki 8 yıllık artış, 8 yılık enflasyon artışının ’biraz’ altında kalmış.
Muhtemelen bunun bilincinde olan sigorta otoritesi, sigorta kapsamına giren kıyı tesislerinden bazılarına daha fazla yük vurarak olası teminat kaybını dengelemeye çalışmış. Ne demiş? “Ana faaliyet konusu olarak petrol ve petrol türevlerini elleçleyen kıyı tesisleri için asgari maddi teminat tutarları birinci fıkrada belirlenen teminatların üç katı olarak uygulanır.”
Bu durumda petrol ve petrol türevlerini elleçleyen kıyı tesisleri 2026’da, 2018’e göre 8 kat değil, 24 kat daha fazla teminat ödemek zorunda kalacaktır. Sonuç olarak bu kez artış belirlenirken ‘yeniden değerleme oranı’ baz alınmamış, ‘katlama’ yapılmıştır. Niye ‘katlama’ yapıldığını, üyeleri, elektriğini ‘ticari tarifeden ödeyen TÜRKLİM’in herhalde programına alması gerekir.
Ancak iş burada bitmiyor. İlgili otorite sigorta teminat artışlarını belirledikten sonra, yılık artışları da TÜİK’in yıllık tüketici fiyat artışına endeksleyerek ‘artış belirsizliği’ni de çözmüş.
Bir de, espri mi, olasılık mı olduğu pek anlaşılmayacak bir şekilde: “TÜİK tarafından açıklanan fiyat artışının sıfırın altında olması durumunda, söz konusu oran sıfır olarak dikkate alınır.” demiş.
Fiyat artış hızının sıfırın altında olması gibi bugüne kadar hiç görülmemiş bir olasılık kim bilir niye düşünüldü? Diyelim ki düşünüldü ve üstelik fiyat artışı o yıl eksi yazdı… İyi de petrol limanlarının payına niye ‘sıfır artış’ düştü?