Türkiye'de neden her altı işsizden sadece biri ödenek alabiliyor?
SOURCE:BBC Türkçe
TÜİK verilerine göre Türkiye'de 3 milyon civarında işsiz var ancak ödenek alabilen işsiz sayısı 500 bin civarında. Bunun nedenlerini uzmanlarla konuştuk ve işsizlik sigortasından faydalanamayan bir işsize yaşadığı zorlukları sorduk.
Türkiye'de neden her altı işsizden sadece biri ödenek alabiliyor?
Kaynak, Getty Images
Fotoğraf altı yazısı, Gaziantep'te İŞKUR desteğiyle bakır işlemeyi öğrenen kadınlar
Yazan, Onur Erem
Unvan, BBC Türkçe
Bildirdiği yer, Londra
2 saat önce
Okuma süresi: 5 dk
Türkiye'de 2002'den beri belli şartları sağlayan işsizler, devletten "işsizlik maaşı" olarak da bilinen işsizlik ödeneği alabiliyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye'de 3 milyon civarında işsiz var ancak ödenek alabilen işsiz sayısı 500 bin civarında.
Bunun nedenlerini uzmanlarla konuştuk ve işsizlik sigortasından faydalanamayan bir işsize yaşadığı zorlukları sorduk.
İşsizlik Fonu nedir?
İşsizlik Fonu, Sosyal Güvenlik Kurumu altında, işçilerin brüt maaşlarından her ay yapılan %1'lik kesintiye ek olarak %1'lik devlet desteği ve %2'lik de işveren katkısından oluşuyor. Böylece her ay çalışanların maaşlarının %4'ü bu fona aktarılıyor.
24 yılda fonda biriken para miktarı Kasım 2025 itibarıyla 600 milyar TL'ye yaklaştı. Bunun yüzde 76'sı tahvilde, yüzde 24'ü de mevduatta değerlendiriliyor.
Fonda böylesi bir miktarın birikmiş olmasına rağmen işsizlik ödeneğinden faydalanabilen işsizlerin oranının yıllardır %10-16 arasında seyretmesi, uzmanlar ve sendikalar tarafından eleştiriliyor.
BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Pamukkale Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü'nden Prof. Handan Kumaş'a göre, işsizlik ödeneğinden faydalananların oranının düşük olmasında, koşulların sıkılığına ek olarak işsizlerin bir kısmının bundan faydalanmaya çalışmaması da etkili:
"Başvuranların %48'i ödemeyi hak etmiş. Ama bu hak etme koşullarının katı olduğunu değiştirmiyor."
Fondaki para hangi amaçla kullanılıyor?
İşsizlik fonundaki para, işsizlik ödeneğinden çok istihdam teşviki ve destek ödemeleri için kullanılıyor. Bir diğer büyük harcama kalemi de işbaşı eğitim programları.
BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Kocaeli Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü'nden Prof. Aziz Çelik, hükümetin istihdam teşviklerini Hazine'den karşılamak yerine bu fonu kullanmayı tercih ettiğini söylüyor.
"Geçmişte bayındırlık hizmetleri için, Güneydoğu Anadolu Projesi için bile fondan kaynak ayırdılar" diyen Çelik, sözlerini şöyle sürdürüyor:
"Bu kadar büyük bir kaynağın istihdam teşviklerine aktarılmasına rağmen bunun ciddi bir istihdam artışı yarattığını göremiyoruz.
"İŞKUR'un bundan vazgeçmesi gerektiğini düşünüyorum. İşsizlik Sigortası'nın en büyük kalemi işsizlik ödeneği olmalı."
Katı koşullar
Türkiye'de işsizlik ödeneğinden faydalanabilmek için yerine getirilmesi gereken kriterlerden üçü kısıtlayıcı olarak görülüyor.
Bunlar:
Son üç yıl içinde en az 600 gün sigortalı olmak.
Son 120 gün boyunca sigortalı çalışmak.
Kendi istek ve kusuru dışında işsiz kalmak.
Son üç yılda en az 600 gün sigortalı olarak çalışma şartı, pek çok işsizi bu ödenekten mahrum bırakıyor.
Örneğin okuldan mezun olduktan sonra çalışma hayatına atılan ve 1,5 yıl aralıksız çalışan bir işçi, işten gerekçesiz bir şekilde işten çıkarılsa bile bu ödenekten faydalanamıyor.
Uzun süredir iş bulamayan kişiler de aynı nedenden başvuru yapamıyor.
Son 120 günde aralıksız olarak sigortalı çalışma şartı da bazı başka grupları bu ödenekten faydalanamaz kılıyor.
Türkiye'de kayıt dışı çalışmanın da çok yaygın olduğuna dikkat çeken Prof. Kumaş, "Böyle bir ortamda son 120 gün kesintisiz çalışma şartı ciddi anlamda bir sorun" diyor ve ekliyor:
"Özellikle mevsimlik çalışanlar, kısmi süreli çalışanlar ya da yarı zamanlı çalışanlar açısından bir sorun."
"Türkiye'de İşsizlik Sigortası Ödeneği'nden Yararlanan İşsiz Sayısının Düşük Olma Nedenleri: AB Ülkeleri ile Karşılaştırmalı Analiz" makalesinin de yazarları arasında olan Prof. Kumaş, bazı ülkelerin bu sorunu gidermek için çalışma süresine saatlik olarak bakmaya başladığını da ekliyor.
Kişinin "kendi istek ve kusuru dışında işsiz kalması" şartı ise işçileri iki farklı şekilde etkiliyor.
Birincisi, işten çıkış nedeni SGK'ya işveren tarafından bildirildiği için, işçi kendi kusuru dışında işsiz kalmış olsa bile bu bildirim bu şekilde yapılmayabiliyor ve sonrasında dava açmak gerekiyor.
İkincisi ise bir işçi, mobbing ve benzeri nedenlerle işini bırakmak zorunda hissederse ve sonrasında işverene dava açıp kazanmazsa, kendi isteğiyle işten ayrılmış sayıldığı için işsizlik ödeneği alamıyor.
'Mobbinge uğradım, maaşım yatmadı ama ödenekten faydalanamıyorum'
Bu durumdaki işçilerden biri, 36 yaşındaki Toygar Özmen.
"Son işyerimde yoğun mobbing ve maaşların yatmaması nedeniyle haklı fesih yaparak ayrılmak istedim" diyor ve ekliyor:
"Fakat işveren SGK'ya böyle bildirim yaptığında, iş aradığım zaman işverenler bunu görebiliyor ve bu durum olumsuz izlenim yaratabiliyor. O yüzden haklı fesih yapamadım. Karşılıklı anlaşmayla ayrıldık."
Toygar Özmen bu yüzden işsizlik ödeneği alamıyor.
'Kimse asgarinin %80'iyle yaşamayı hayal etmiyor'
İşsizlik maaşının üst sınırının asgari ücretin %80'i olması da eleştiri konusu.
Prof. Çelik, mevcut sistemin "cimri bir mekanizma olduğunu" söylüyor.
Toygar Özmen halen işsizlik maaşı alamasa da, yıllar önce bu maaşı aldığı bir dönem olmuş.
"İki durumda da bulunmuş biri olarak, işsizlik ödeneği aldığım dönemde de her gün gördüğüm her ilana başvuruyordum.
"İşsizlik ödeneği almak iş bulma isteğimi hiç düşürmemişti. Şu anda ödenek alabilsem, aynı şekilde başvurulara devam edebilirim. Kimse asgari ücretin %80'iyle yaşamayı hayal etmiyor."
Üst sınır düşük mü?
Toygar Özmen, "Çalışırken yapılan kesinti maaşıma oranlıydı. Ama iş sigortadan faydalanmaya gelince, ödenek asgari ücretin %80'iyle sınırlı" diyor ve bunun adaletsiz olduğunu söylüyor:
"O zaman çalışırken maaştan yapılan kesinti de maaşımın %1'i değil, asgari ücretin %1'i kadar olmalı.
"Sonuçta bu ödenek devletin bana bahşettiği veya diğer vatandaşların kaynaklarıyla ödediği bir şey değil ki. Adı üstünde, maaşımdan kesilen işsizlik sigortası."
İşsiz kaldığında ödenek alma şartlarının bu kadar sert olmaması gerektiğini belirten Toygar Özmen, "Böyle olacağına, hiç kesinti yapmasınlar ben de özel bir sigorta şirketinden işsizlik sigortası yaptırayım, daha fazla faydasını görürüm" diye ekliyor.
Prof. Handan Kumaş ise işsizlik ödeneğinin düşük olmasının nedeninin Türkiye'de asgari ücretin düşüklüğünden kaynaklandığını ve yıllar içinde ortalama ücretlerin de asgari ücrete yaklaştığına dikkat çekiyor.
Handan Kumaş'a göre Türkiye'de "altın yaka" olarak nitelendirilen teknolojiye yatkın beyaz yakalı işgücü artırılmalı.
Kumaş, Türkiye'deki işsizlerin önemli bir kısmının niteliksiz işlerde çalışan kişiler olduğunu, İŞKUR'a kayıtlı işsizlerin %30'dan fazlasının nitelik gerektirmeyen bir işte çalıştığını ve yüksek nitelikli işgücünün ise bu kadar düşük bir işsizlik ödeneğini almak için İŞKUR'a başvurmadığını da ekliyor.
Prof. Aziz Çelik ise buna ek olarak, işsizlik sigortasından faydalanmadan üst sınırın 10 ay olmasını da yetersiz buluyor.
İŞKUR'un istatistik bülteninde, ortalama iş bulma süresi yer almıyor. Fakat TÜİK, Türkiye'de üniversite mezunlarının da ön lisans mezunlarının da iş bulma süresini ölçüyor ve ikisi de bundan daha uzun: Sırasıyla 14,4 ve 16 ay.
Türkiye'de diğer ülkelere kıyasla durum nasıl?
Prof. Kumaş'a göre, Türkiye işsizlik ödeneği açısından diğer ülkelerle kıyaslandığında, "bazı açılardan zor, bazı açılardan orta segmentte" yer alıyor.
Bazı ülkelerde okullardan mezun olan kişilerin ilk 5 ayda işe girememesi durumunda bazı destekler verildiğini, kimi ülkelerde işsizlik ödeneğinin 24 ay boyunca verildiğini söyleyen Prof. Kumaş, bazı ülkelerde ise bakmakla yükümlü çocukları olan işçilere daha fazla işsizlik ödeneği sağlandığını belirtiyor.
Kumaş, işsizlik sigortası koşullarının Türkiye'ye kıyasla daha kolay olduğu ülkelerde de son yıllarda koşulları sıkılaştırma yönünde bir eğilim olduğunu da ekliyor.
Bu haberde işsizlik ödeneğine getirilen tüm eleştirilere yanıtlarını almak için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'yla da iletişime geçtik fakat haber yayımlanana kadar bir cevap alamadık.