Trump Grönland için harekete geçerse NATO ve AB'nin yüzleşeceği zor sorular
SOURCE:BBC Türkçe
ABD Başkanı Donald Trump, Danimarka'ya bağlı Grönland'ı "elde etmek" isteğini defalarca gündeme getirdi. Son olarak Beyaz Saray askeri seçeneğin de masada olduğunu dile getirdi. Avrupalı liderler ve NATO'nun diğer üyeleri ise böyle bir durumda nasıl tavır alacaklarını netleştirmek zorunda.
Trump Grönland için harekete geçerse NATO ve AB'nin yüzleşeceği zor sorular
Yazan, Katya Adler
Unvan, Avrupa editörü
7 Ocak 2026
Okuma süresi: 7 dk
Büyük ölçüde Avrupalı liderlerden oluşan Gönüllüler Koalisyonu, Ukrayna için uzun vadeli bir barış anlaşması konusunda ilerleme kaydetmek amacıyla 6 Ocak'ta günün erken saatlerinde ABD Başkanı Donald Trump'ın temsilcileriyle Paris'te biraraya geldi.
Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya ile savaşı sona erdirecek bir planın "%90 tamamlandığında" ısrar ederken, odadaki hiç kimse Amerikalıları masadan kaldırma riskini almak istemiyordu.
Paris'teki görkemli ve ışıltılı toplantı odasında konuşulmayan büyük bir mesele vardı ve atmosfer alttan alta son derece gergindi.
Son birkaç günde yaşananları hatırlayın: Trump yönetiminin Venezuela'ya tartışmalı müdahalesi ve hemen ardından ABD Başkanı'nın "Grönland'a ulusal güvenlik açısından ihtiyacımız var" ısrarı.
Grönland dünyanın en büyük adası. Almanya'nın altı katı büyüklüğünde. Kuzey Kutbu'nda yer alıyor ve Danimarka'ya bağlı özerk bir bölge.
Paris'teki toplantıda Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Trump'ı temsil eden iki güçlü ismin karşısında oturuyordu: Özel temsilci Steve Witkoff ve Trump'ın damadı Jared Kushner.
ABD'nin Ukrayna'ya desteğini etkilemesi ihtimaline karşı Grönland konusunda ABD'yi kızdırmaması için Avrupalı meslektaşlarının baskısı altındaydı.
Fotoğraf altı yazısı, Dünyanın en büyük adası Grönland'da yaklaşık 57 bin kişi yaşıyor.
Avrupalı liderler Grönland ve Ukrayna tartışmalarını birbirinden ayrı tutmayı tercih ederlerdi.
Ancak Washington ve Kopenhag'da siyasi tansiyonun yükselmesiyle birlikte, Paris'teki toplantıya katılan büyük Avrupa ülkelerinin liderleri bir bildiri yayınladı:
"Grönland NATO'nun bir parçası. Bu nedenle Kuzey Kutbu'nda güvenlik, ABD de dahil olmak üzere NATO müttefikleriyle birlikte sağlanmalı."
Açıklamada, "Danimarka ve Grönland'ı ilgilendiren konularda karar, sadece ama sadece Danimarka ve Grönland'a aittir" denildi.
Fotoğraf altı yazısı, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen
Bildiri, Grönland Başbakanı Jens Frederik Nielsen tarafından memnuniyetle karşılandı ancak eleştirenler bildirinin hazırlanmasının uzun sürdüğünü ve bildiriyi imzalayanların sayısının sınırlı olması nedeniyle birleşmiş bir Avrupa görünümü veremediğini söylüyor.
Avrupa Dış İlişkiler Konseyi düşünce kuruluşundan Camille Grande şöyle diyor:
"27 AB ülkesinin yanı sıra NATO müttefiki Birleşik Krallık'tan Danimarka'nın egemenliğini destekleyen ortak bir açıklama gelmiş olsaydı, bu Washington'a güçlü bir mesaj gönderirdi."
Fransa'daki toplantıda yaşanan ironiyi bir düşünün.
NATO ve AB de dahil olmak üzere çok sayıda lider, ABD'nin egemen Venezuela'ya askeri olarak girip devlet başkanını gözaltına almasının ve aynı zamanda başka bir Avrupa ülkesinin (Danimarka) egemenliğini aktif olarak tehdit etmeye devam etmesinin hemen ardından, bir Avrupa ülkesinin (Ukrayna) egemenliğini bir dış gücün (Rusya) saldırgan toprak hırslarına karşı gelecekte korumak için Trump yönetimini devreye sokmaya çalışıyorlar.
Kaynak, XNY/Star Max/GC Images
Fotoğraf altı yazısı, ABD Venezuela'ya yönelik askeri hareket düzenledi ve Maduro'yu ülkeye getirdi.
Meseleyi daha da çarpıcı hale getirmek gerekirse, Danimarka ve ABD'nin her ikisi de transatlantik ittifakı NATO'nun üyesi. Kopenhag'a göre son derece yakın müttefikler. Ya da öyleydiler.
Asıl soru şu: Trump Grönland'ı ABD'nin kontrolü altına alma arzusunu gerçekleştirirse bu sadece NATO için varoluşsal bir tehdit değil, aynı zamanda AB için de büyük bir kriz anlamına gelir mi?
Avrupa çiğnenme riskiyle karşı karşıya
Trump, Grönland'ı kontrol etmeye kararlı olduğunu ilk kez söylemiyor. Geçmişte satın almayı önermişti. Ayrıca zorla ele geçirme ihtimalini dışlamayı da reddetti.
4 Ocak Pazar günü adanın "Şu anda çok stratejik olduğunu, Grönland'ın her tarafının Rus ve Çin gemileriyle çevrili olduğunu" ısrarla vurguladı. "Ulusal güvenlik açısından Grönland'a ihtiyacımız var ve Danimarka bunu yapamayacak" dedi.
Danimarka bu son açıklamayı kabul etmiyor. Kısa süre önce Grönland'ın savunması için tekneler, insansız hava araçları ve uçaklar da dahil olmak üzere 4 milyar dolar yatırım yapma sözü verdi.
İkili bir anlaşma uyarınca ABD'nin Grönland'da Soğuk Savaş'ın başında kurulmuş bir askeri üssü bulunuyor. Soğuk Savaş'ın en yoğun dönemlerinde 10 bin civarında olan personel sayısını 200 civarına düşüren ABD, uzun süredir Kuzey Kutbu'nun güvenliğini yeterince önemsememekle suçlanıyordu.
Danimarka, ABD'nin adada daha fazla varlık göstermesi konusunda tartışmaya açık olduğunu belirtti ancak ABD Başkanı'nın tek taraflı eylem tehdidiyle karşı karşıya kalan Friederikson 5 Ocak'ta yaptığı açıklamada Trump'ın Grönland'ı ele geçirme hırsının ciddiye alınması gerektiğini söyledi.
ABD yönetiminin bu hafta sonu Venezuela'da gerçekleştirdiği eylemlerin ardından, Avrupa'daki meslektaşları da bunu ciddiye almışa benziyor.
İsminin açıklanmaması kaydıyla konuşan bir AB yetkilisi şunları söyledi:
"Tüm bu durum Avrupa'nın Trump karşısındaki temel zayıflığının altını bir kez daha çizdi."
Kaynak, EPA Shutterstock
Fotoğraf altı yazısı, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron. AB yetkilileri son gerginliğin Avrupa ülkeleri arasındaki birliğin zayıflığını gözler önüne serdiğini söylüyor.
Danimarka'nın İskandinav komşuları Trump'ın Grönland'la ilgili hafta sonu yaptığı yorumların ardından hemen sözlü olarak Danimarka'yı savunmaya geçerken, Avrupa'nın Üç Büyükleri olarak adlandırılan Londra, Paris ve Berlin başta sessiz kaldı.
Nihayetinde İngiltere Başbakanı Keir Starmer 5 Ocak'ta yaptığı açıklamada adanın geleceğine sadece Danimarka ve Grönland'ın karar verebileceğini söyledi.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz de geçmişte benzer bir açıklama yapmıştı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Kopenhag ile dayanışma jesti olarak Haziran ayında Grönland'ı ziyaret etmişti.
Ancak ABD'ye yönelik doğrudan eleştiriler dikkat çekici bir şekilde eksik kaldı.
İşte meselenin özü de burada yatıyor. Trump'ın açık sözlü tavrı, kimilerine göre zorba taktikleri, Avrupalı müttefiklerini son derece tedirgin etti.
Genelde tek başlarına ya da birlikte ayağa kalkıp ABD başkanıyla karşı karşıya gelme ve olası sonuçlarıyla yüzleşme riskini almaktansa, ikili ilişkileri korumak amacıyla ABD başkanını idare etmeye çalışmayı tercih ettiler.
ABD ve Çin'in yanı sıra Rusya ve Hindistan gibi diğer ülkelerin de egemen olduğu yeni Büyük Güçler dünyasında, Avrupa en iyi ihtimalle kenarda duruyor gibi görünüyor ve ayaklar altında ezilme riski taşıyor.
AB Trump'a nasıl boyun eğdi?
AB siyasetini ele aldığım her yıl, blok küresel sahnede daha büyük bir rol oynama sözü veriyor, ancak Trump söz konusu olduğunda, kesinlikle zayıf görünüyor.
Geçen yılın sonunda AB, birlik içinde dondurulan Rus devlet varlıklarını kullanarak Ukrayna'yı mali olarak destekleme taahhüdünü yerine getiremedi. Parayı başka yollardan buldular.
Ancak eleştirmenler, bloğun hem Moskova'ya hem de bloğu defalarca güçsüz olarak niteleyen Trump yönetimine potansiyel olarak güçlü bir mesaj gönderme frısatını alenen kaçırdığını söylüyor.
Ve AB uzun zamandır rahat hissettiği bir alanda, büyük bir ticaret gücü olarak Trump'a boyun eğmeyi seçti.
ABD geçen yıl AB mallarına %15 gümrük vergisi getirdiğinde, blok gururunu bir kenara bırakıp misilleme yapmayacağına söz vermişti.
İçeriden gelen bilgilere göre kıtanın güvenlik ve savunması için güvendiği ABD desteğini kaybetmekten korkuyordu.
Kaynak, Reuters
Fotoğraf altı yazısı, AB, dondurulan Rus varlıklarını kullanarak Ukrayna'yı mali olarak destekleme taahhüdünü yerine getiremedi.
Şimdi Grönland ve Danimarka konusunda AB ülkelerinin Trump yönetimine karşı tutumları ve dolayısıyla Kopenhag'a ne ölçüde destek verecekleri konusunda derin bir bölünme söz konusu.
Sonuç olarak, Trump'ın yeniden başkan seçilmesine kadar ABD'nin NATO Büyükelçisi olan Juliane Smith, bu durumun NATO için varoluşsal bir ikilem olmasının yanı sıra "AB'yi parçalama riski" taşıdığını söylüyor.
Danimarka Başbakanı 5 Ocak'ta yaptığı açıklamada ABD'nin Grönland konusunda tek taraflı hareket etmesinin NATO ittifakını tamamen bozabileceği uyarısında bulundu.
Bazıları Donald Trump'ın transatlantik ittifakının hiçbir zaman büyük bir hayranı olmadığını hatırlatabilir.
Julianne Smith "Avrupa, Grönland'ı almaktan söz eden Trump ve ekibini ciddiye almalı" diyor.
"Bu da itidal çağrısında bulunmaktan daha fazlasını yapmak anlamına geliyor. Avrupa'nın önde gelen güçleri acil durum planlamasına başlamak isteyebilir; yaklaşan Münih Güvenlik Konferansı ve ABD'li üst düzey yetkililerin katılacağı Davos gibi uluslararası toplantılardan en iyi şekilde nasıl yararlanabileceklerini düşünebilir ve yeni savunma paktları gibi cesur ve yenilikçi fikirleri değerlendirebilirler."
NATO anlaşmaları bir müttefike dışarıdan ya da başka bir NATO müttefikinden gelen saldırılar arasında bir ayrım yapmaz.
Ancak ittifakın 5. Maddesinin -hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için maddesi- bir NATO ülkesinin diğerine saldırması durumunda uygulanamayacağı yönünde bir anlayış var.
İkisi de NATO üyesi olan Türkiye ve Yunanistan arasında Kıbrıs konusunda yaşanan gerginlik buna örnek gösterilebilir.
1974 yılında Türkiye'nin Kıbrıs çıkarmasıyla bu en üst seviyede yaşandı. NATO müdahale etmedi ama en güçlü üyesi ABD arabuluculuk yapabildi.
Kaynak, NurPhoto/Getty Images
Fotoğraf altı yazısı, Grönland ve Danimarka konusunda AB ülkeleri Trump'a nasıl yanıt verileceği üzerinden anlaşmazlık yaşıyor.
Grönland'a geri dönecek olursak, Danimarka NATO'nun küçük müttefiklerinden biri, ancak çok aktif bir müttefik. ABD ise NATO'nun en büyük ve en güçlü üyesi. Açık ara farkla.
Şu anda Avrupa'daki gerginlik hissedilir boyutta.
Avrupalı büyük güçler, NATO'nun Kuzey Kutbu güvenliğini tartışmak için bir forum olduğunun altını çizen ve adaların geleceğine sadece Danimarka ve Grönland'ın karar verebileceği konusunda ısrar eden ortak bir bildiri yayınlamış olabilir ancak İngiltere, Fransa, Almanya ve diğerleri bu egemenliği garanti altına almak için gerçekte ne kadar ileri giderler?
CNN'e 5 Ocak'ta verdiği mülakatta kendinden emin bir ses tonuyla konuşan Beyaz Saray yetkilisi, "Grönland'ın geleceği için kimse ABD ile askeri olarak savaşmayacak" dedi.
ECFR'den Camille Grande, Grönland konusundaki gerilimin bir kez daha "Avrupalıların ABD'ye olan güvenlik bağımlılıklarını azaltmaları ve tek sesle konuşmaları gerektiğine" işaret ettiğini belirtiyor.
Avrupa, istihbarat toplama, komuta ve kontrol ve hava yetenekleri de dahil olmak üzere birçok alanda hala ABD'ye büyük ölçüde bağımlı. Washington bunun farkında.
NATO içerisindeki uzmanlar, şu anda kapalı kapılar ardında yapılan toplantılarda bile ittifakın Avrupalı üyelerinin, Washington'un Grönland'a askeri müdahalede bulunması halinde neler olabileceğini düşünmekte zorlandıklarını söylüyorlar.