Tuhaf inançların kitabı yazıldı: Her Şeyin Teorisi: Tuhaflıklar Dünyasına Bir Yolculuk
Bilim, sanat ve popüler kültürden örneklerle tuhaf inançları mercek altına alan Dan Schreiber’in kitabı, Darwin’in burnundan Nobel ödüllü bilim insanlarının sıra dışı iddialarına uzanan hikâyelerle dolu. Kitap, insanlığın akla rağmen bitmeyen “inanma” ihtiyacını çarpıcı örneklerle gözler önüne serdi
Yazar ve komedyen Dan Schreiber, karşılaştığı tuhaf inançları ve iddiaları bir kitapta bir araya getirdi. Londra'da yaşayan Avustralyalı bir radyo yapımcısı, yazar, podcast yayıncısı ve komedyendir kendisi. Schreiber, bu tür hikâyeleri “Her Şeyin Teorisi: Tuhaflıklar Dünyasına Bir Yolculuk” adlı kitabında topluyor. Orijinal adı The Theory of Everything Else. 2022’de Birleşik Krallık’ta, 2023’te William Morrow (HarperCollins imprint) tarafından ABD’de yayımlanmıştır. En son İspanya’da “La teoría de todo lo demás“ adı ile yayınlandı. Kitap, insan düşüncesinin en garip köşelerine odaklanıyor. Bilimin ve aklın ilerlemesine rağmen, batıl inançların ve sıra dışı açıklamaların nasıl hayatta kaldığını gösteriyor. Ona göre dünya, gizemlerle dolu ve birçok insan bu gizemlerin çözüldüğüne inanarak, hayatını buna göre şekillendiriyor.
DARWİN’İN BURNU VE FRENOLOJİ
Kitaptaki çarpıcı örneklerden biri Charles Darwin’e dair. Onun bir kitabı söz konusu olan; The Voyage of the Beagle, Charles Darwin tarafından yazılan ve 1839 tarihinde Journal and Remarks adıyla yayımlanan bir kitaptır. The Narrative of the Voyages of H.M. Ships ,Adventure and Beagle'ın üçüncü cildiydi ve diğer ciltler gemilerin kaptanları tarafından yazılmış ve düzenlenmişti. Journal and Remarks, Darwin'in, HMS Beagle gemisinin ikinci araştırma seferindeki rolünü ele alıyor. Darwin'in anlatısının popülaritesi nedeniyle yayıncı bunu 1839'da Journal of Researches adıyla yeniden yayınladı ve 1845'te yayınlanan gözden geçirilmiş ikinci baskıda bu ad kullanıldı. Kitabın 1905'teki yeniden basımına The Voyage of the "Beagle" adı verildi ve günümüzde bu adla tanınıyor. Türkçeye, Ocak 2018'de Tazı Yolculuğu başlığıyla çevrildi. Modern bilimin temel taşlarından biri olarak anlatılır. Ancak Schreiber’in aktardığına göre Darwin, gemiye neredeyse alınmıyordu. Bunun nedeni, dönemin popüler sözde bilimi olan frenolojiye (Frenoloji, kişinin kafasının şeklinden onun karakterini, kişiliğini ve suça yatkınlığını belirleme iddiasında olan bir teoridir) inanan Kaptan FitzRoy’un, Darwin’in burnunun şeklini beğenmemesiydi. Burnun, karakter ve zekâ hakkında bilgi verdiğine inanılıyordu.
ÖLÜ BESTECİLERDEN GELEN YENİ ESERLER
1970’te Philips plak şirketi tarafından yayımlanan A Musical Seance albümü de Schreiber’in örnekleri arasında. Ölü bestecilerin kendisine yeni müzik eserleri dikte ettiğini iddia eden İngiliz besteci, piyanist ve medyum Rosmary Brown . 1970'lerde Claude Debussy , Edvard Grieg , Franz Liszt , Franz Schubert , Frédéric Chopin , Igor Stravinsky , Johann Sebastian Bach , Johannes Brahms , Ludwig van Beethoven , Robert Schumann ve Sergei Rachmaninoff tarafından kendisine dikte edildiği iddia edilen eserleri sunarak küçük bir medya sansasyonu yarattı . Albüm ciddi biçimde yayımlandı ve uzun süre tartışıldı.
NOBEL ÖDÜLLÜ AMA SIRA DIŞI
Schreiber’in “Nobel hastalığı” adını verdiği olgu, kitapta geniş yer tutuyor. PCR testinin mucidi ve Kimya Nobel Ödülü sahibi Kary Mullis, geceleri parlayan bir rakun gördüğünü ve onunla konuştuğunu iddia etmişti. Aynı kişi, HIV virüsünün varlığını da reddediyordu. HIV’i tanımladığı için Nobel alan Luc Montagnier ise ilerleyen yıllarda aşı karşıtı oldu, “su hafızası”(*)na inandı ve Parkinson için papaya yemeği önerdi. Bilim insanlarının takıntıları da kitapta yerini almış. Büyük fizikçi Wolfgang Pauli’nin 137 sayısına takıntılıydı. Kuantum mekaniğinin kimya üzerindeki etkisi konusunda öncülük etmiş, 20. yüzyılın en önemli kimyagerleri arasında yer alan Linus Pauling ve transistörün mucitlerinden ABD’li fizikçi William Shockley’nin öjenik fikirleri savundukları öne sürülüyor kitap. Yani bazı insanların ‘daha iyi’, bazılarının ise ‘daha kötü’ doğduğunu; toplumun da ‘iyi’ görülen insanları çoğaltıp ‘kötü’ görülenleri azaltması gerektiğini savunan düşünce.