Ulusal Adil Geçiş için çağrı
"Türkiye için Adil Geçiş Finansmanı Mekanizması Önerisi" raporuna göre, enerji, sanayi ve ulaşım sektörleri Türkiye’nin toplam sera gazı emisyonlarının yüzde 70’inden fazlasını oluşturuyor; bu da dönüşümün yalnızca çevresel değil, yapısal bir politika alanı olarak ele alınmasını zorunlu kılıyor.
FERZAN ÇAKIR
WWF-Türkiye, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) desteği ve Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFİA) danışmanlığında hazırlanan Türkiye için Adil Geçiş Finansmanı Mekanizması Önerisi, Türkiye’nin karbonsuzlaşma hedefleri doğrultusunda fosil yakıtlardan çıkış sürecinin ekonomik, sosyal ve bölgesel boyutlarına odaklanıyor. Rapora göre enerji, sanayi ve ulaşım sektörleri Türkiye’nin toplam sera gazı emisyonlarının yüzde 70’inden fazlasını oluşturuyor; bu da dönüşümün yalnızca çevresel değil, yapısal bir politika alanı olarak ele alınmasını zorunlu kılıyor.
Dönüşümü yerel aktörler göğüslüyor
WWF-Türkiye İklim ve Enerji Programı Müdürü Tanyeli Sabuncu, açılış konuşmasında 10-15 yıl önce risk unsuru olarak ele alınan iklim değişikliğinin bugün endişe verici bir gerçekliğe dönüştüğüne dikkat çekti. Artan aşırı doğa olaylarının üretimi sürdürülemez hale getirdiğini vurgulayan Sabuncu dönüşümün kaçınılmaz olduğunu söyledi. Bu dönüşümün yalnızca karbonsuzlaşmaya yönelik teknolojik ve altyapı yatırımlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Sabuncu, “Adil geçiş finansmanı yalnızca teknolojik dönüşümün değil, bölgesel kalkınma ve sosyal politikalar için de kaynak sağlanmasını amaçlar. Türkiye’de kimseyi geride bırakmayacak, sürdürülebilir ve adil bir gelecek için kurulmasını önerdiğimiz bu mekanizma ağırlıklı olarak merkezi bütçeye dayalı, çok paydaşlı bir yönetişim yapısına sahip, hibe temelli bir yapı öngörüyor” dedi.
Sabuncu ayrıca, adil geçiş finansmanının çalışanlar, sektörler ve yerel ekonomiler üzerindeki etkilerinin politika tasarımında göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.
SEFİA Kurucu Direktörü Bengisu Özenç ise adil geçişin Türkiye’de özellikle Paris Anlaşması’na taraf olunması ve net sıfır hedefiyle birlikte daha sık tartışılan bir gündem haline geldiğini, ancak henüz bu alanda net ve planlı bir yol haritası bulunmadığını kaydetti. Türkiye’de yerelde piyasa koşulları doğrultusunda dönüşümü göğüslemeye çalışan aktörler olduğunu belirten Özenç, planlı ve kamusal bir yaklaşımın eksikliğine dikkat çekti. Bu çalışma ile adil geçişi bölgesel farklılıkları da gözeterek, uygulanması mümkün bir çerçeve niteliğinde ele aldıklarını vurguladı. Özenç, raporun odağında finansman mekanizması olsa bile ulusal sahiplenmeye dayalı yönetişim mimarisinin de temel önceliklerden biri olduğunu belirtti.
Ulusal Adil Geçiş Fonu nasıl işleyecek?
SEFİA Araştırma Direktörü Ayşe Ceren Sarı ise Türkiye için Adil Geçiş Finansmanı Mekanizması Önerisi’nin yaklaşık bir yıllık kapsamlı bir çalışmanın ürünü olduğunu belirterek, dünya genelindeki adil geçiş uygulamalarının ayrıntılı biçimde incelendiğini aktardı. Adil geçiş için yalnızca karbon yoğun sektörlerin teknik dönüşümünün yeterli olmadığını, istihdam, bölgesel kalkınma ve sosyal politika boyutlarını birlikte ele alan bütüncül bir yaklaşım gerektiğini vurguladı.
Uluslararası fonların önemli olmakla birlikte adil geçişin sürdürülebilir olabilmesi için ana finansmanın ulusal bütçe ve kalıcı gelir kaynaklarına dayanması gerektiğini belirtti. Bu kapsamda rapor, merkezi bütçe, karbon fiyatlandırması gelirleri ve uluslararası iklim finansmanını bir araya getiren Ulusal Adil Geçiş Fonu’nun (U-AGF) kurulmasını öneriyor.