Venezuela krizi: En büyük kaybeden Çin mi?
ABD’nin Caracas’ta düzenlediği operasyonla Nicolás Maduro’nun yakalanıp New York’ta yargılanması, Venezuela dosyasını bir gecede küresel bir sistem testine dönüştürdü. Kriz, Çin’den ABD’ye uzanan enerji, hukuk ve yatırım dengelerini sarstı.
ABD’nin Caracas’ta düzenlediği operasyonla Nicolás Maduro’nun yakalanıp New York’ta yargılanması, Venezuela dosyasını bir gecede küresel bir sistem testine dönüştürdü. Kriz, Çin’den ABD’ye uzanan enerji, hukuk ve yatırım dengelerini sarstı.
06 Ocak 2026, 12:29
Venezuela dosyasını yıllardır enerji masalarında, jeopolitik güç mücadelesi denklemlerinde, kredi pazarlıklarında, yaptırım tartışmalarında dinledik.
Fakat 2026’ya girer girmez yılın ilk günlerinde yaşananlar, o “uzak Latin Amerika” dosyasını bir gecede küresel sistem testine çevirdi.
ABD’nin Caracas’ta düzenlediği operasyonla Nicolás Maduro’nun ele geçirilmesi ve iki gün sonra 5 Ocak’ta New York’ta mahkemeye çıkarılıp “kaçırıldım / savaş esiriyim” söylemiyle suçlamaları reddetmesi, yalnızca bir liderin düşüşü değildi; egemenlik–hukuk–enerji–yatırım zincirinin aynı anda gerilmesiydi.
Bu tablo doğal olarak Venezuela ile ilgisi, ilişkisi olan her ülke gibi Çin’i de sarstı.
Çünkü Pekin, Caracas’ın en büyük finansörlerinden biriydi; petrol sahalarında, altyapıda ve kredi mekanizmalarında derin bağlar kurmuştu.
Ama “Çin sarsıldı” demekle “Çin en büyük kaybeden” demek aynı şey değil. Soruyu iş dünyasının soğukkanlı diliyle sormalıyız: En büyük kaybeden kim? Parayı kim kaybediyor, varili kim kaybediyor, emsal kimi vurabilir?
Benim cevabım net: Çin bu krizde kaybedenlerden biri, ama en büyük kaybeden değil.
Çünkü Çin’in canını yakan şey ağır petrol varillerinden çok emsaldir; kaybı da yönetilebilir, stratejik etkisi ise daha çok orta–uzun vadelidir.
Petrol cephesi: Can acır ama sistem çökmez
Çin’in Venezuela’dan ham petrol ithalatı 2024–2025 döneminde ortalama 300 bin varil/gün bandında seyretti; yaz aylarında daha da yükseldiğine dair piyasa okumaları var. Bu, yaklaşık olarak Venezuela ihracatının üçte birine denk geliyor. Özellikle Shandong eyaletindeki bağımsız rafineriler, Venezuela’nın ağır ve çoğu zaman iskontolu varilini sever.
Ancak toplam resimde oran belirleyici. EIA verilerine göre Çin’in 2024’teki toplam ham petrol ithalatı yaklaşık 11,1 milyon varil/gün düzeyindeydi; Reuters, Venezuela’nın Çin ithalatı içindeki payını yüzde 4 civarında tarif ediyor. Bu ne demek? Venezuela varili kesilirse marjlar bozulur, bazı rafineriler daha pahalı karışımlara döner, lojistik karmaşıklaşır.
Ama Çin’in enerji güvenliği çökmez. Çünkü portföy var: Rusya, Orta Doğu, Afrika; ayrıca stratejik stoklar ve denizde bekleyen kargo kapasitesi kısa vadeli şokları yumuşatır. Yani petrol tarafında Çin “en büyük kaybeden” değildir; canı yanar ama yürüyecektir.
