Yedi yaşamsal iletişim sırrı: Devletler, şirketler ve bireyler için
Stratejik iletişim ne kadar parlak olursa olsun, gerçek sınav en yakındakiyle kurulan temasta veriliyor. Devletlerin, şirketlerin ve bireylerin en büyük iletişim açmazı; tekniklerde değil, gerçek temasın ihmal edilmesinde yatıyor.
Stratejik iletişim ne kadar parlak olursa olsun, gerçek sınav en yakındakiyle kurulan temasta veriliyor. Devletlerin, şirketlerin ve bireylerin en büyük iletişim açmazı; tekniklerde değil, gerçek temasın ihmal edilmesinde yatıyor.
İletişim üzerine durmadan konuşuyoruz.
Stratejik iletişim, kamu diplomasisi, kriz yönetimi, medya, lider iletişimi…
Devletlerin iletişim başkanlıkları var. Şirketlerin kurumsal ilişkiler bölümleri. Liderlerin etrafı danışmanlar, metin yazarları ve algı uzmanlarıyla çevrili. Sunumlar parlatılıyor, mesajlar test ediliyor, anlatı haritaları çiziliyor.
Ancak bütün bu sofistike yapıların ortak bir zayıflığı var:
İletişimin en zor — ve en belirleyici — katmanı sistematik biçimde ihmal ediliyor.
En yakındakiyle kurulan iletişim.
Bir devlet için bu, vatandaşlarıdır.
Bir şirket için çalışanları, müşterileri ve yatırımcılarıdır.
Bir birey için ise yanındaki kişi — eşi, çocuğu, ailesidir.
İletişim nihayetinde en uzaktaki kitlelerle değil, en yakındakilerle sınanıyor.
Bugün devletler dünyaya akıcı bir dille konuşuyor, ama kendi toplumlarını dinlemekte zorlanıyor — dolayısıyla güven üretemiyor.
Şirketler etkileyici marka hikâyeleri anlatıyor, vizyoner CEO’lar alkışlanıyor, ama çalışanlar duyulmadıklarını hissediyor.
Bireyler kalabalıkları etkileyebiliyor, ama evdeki huzuru yönetemiyor.
Sorun iletişim tekniklerinde değil.
Sorun, gerçek temasın yokluğunda.
Aşağıda paylaştığım çerçeve teorik değil.
Bizzat içinde çalıştığım, yönettiğim ve danışmanlık verdiğim yapılardan süzülmüş bir deneyimin ürünü.
Bugünkü adıyla İletişim Başkanlığı olan, o dönemki Basın Yayın Genel Müdürlüğünde çalıştım. Devlet beni, kamu enformasyonu alanında uzmanlaşmam için altı aylık bir programla Londra’ya, İngiliz Merkezi Enformasyon Teşkilatına (Central Office of Information) gönderdi. Orada Commonwealth diplomatlarıyla birlikte kamu enformasyon teknikleri, devlet iletişimi ve algı yönetimi üzerine yoğun bir eğitim aldım.
Sonraki yıllarda görev aldığım birçok kurum ve şirkette stratejik iletişim birimleri doğrudan bana bağlı çalıştı. Kamu tarafında edindiğim bu deneyimi özel sektöre ve uluslararası alana taşıdım. Bugün de çok uluslu şirketlere ve küresel ölçekte faaliyet gösteren kurumlara stratejik iletişim, kriz yönetimi ve paydaş iletişimi konularında danışmanlık veriyorum.
Bu yüzden aşağıda paylaştığım yedi ilke büyük laflar değil. Devlet masasında da, yönetim kurulunda da, ev mutfağında da, mahrem alanlarda da çalışan basit ama zor gerçekler.
1. Dinlemek — cevap vermek için değil, anlamak için
İletişimdeki en pahalı başarısızlık, dinliyormuş gibi yapmaktır.
Devletler kelimeleri duyup niyeti kaçırdığında güven kırılır. Şirketler seçici dinlediğinde bağlılık erir. Bireyler duyulmadığını hissettiğinde savunmaya geçer.