Yeni trendler, eski bilgiler; Anadolu mutfağı küresel sahneye hazır mı I Süleyman Dilsiz yazdı
Dünya 2026 için lifli beslenmeyi, fermente gıdaları, nostaljiyi ve sade mutfağı trend ilan etti. Anadolu ise yüzyıllardır bunları “günlük hayat” sayıyor. Küresel gastronomi nihayet bizim mutfağın ayak izlerini takip ediyor; biz ise halen kendi hikayemizi anlatmakta zorlanıyoruz.
Küresel gastronomi alemi, her yıl yeni kelimelerle kendi rotasını çiziyor. 2026 için de durum farklı
değil; fibermaxxing, “swicy, swavory, swangy” tatlar, functional beverage, low-ABV, heritage cuisine, vb…
NY Times’tan National Geographic’e, yapay zeka destekli trend raporlarından küresel gastronomi platformlarına kadar taradığımda tablo net: "Dünya mutfağı sağlığa dönüyor, köklerini arıyor, sadeleşiyor ve fermente tatlara sarılıyor."
Yani kısaca, lif ye, fermente ye, az içki iç, anneni hatırla!
Dünya bunu 2026 trendi ilan etti. Anadolu ise yüzyıllardır buna “sıradan bir gün öğünü” diyordu.
2026 trendlerinin merkezinde mutluluk hormonu serotonin üretiminin yapıldığı bağırsaklar ve sağlığı var. Lif zengin beslenme, prebiyotikler, probiyotikler ve fermente içecekler yükselişte. “Fibermaxxing” akımıyla baklagiller, tohumlar ve keten tohumu ile konjak bazlı ürünler yeni yıldızlar olarak sunuluyor. Dünya bu bilgiyi grafiklerle, klinik çalışmalarla anlatıyor. Anadolu ise bunu yıllarca tek cümleyle özetledi: “Onu ye, bağırsakların çalışsın.”

**YOĞURT, KÜRESEL TREND, YEREL GERÇEK
**Trend raporlarının yıldızı açık ara yoğurt. Artık sadece bir gıda değil; mikrobiyomun stratejik ortağı, fonksiyonel beslenmenin anahtarı olarak sunuluyor.“Gut health is the new fitness” diyorlar. Anadolu’da bu fikir daha sade ifade edilir: “Çorbanı içtin mi?”
Yoğurt bizde karnı doyurur, mideyi sakinleştirir, acıyı dengeler, harareti alır. Hatta tartışmayı bile bitirir. Bugün dünya buna “fonksiyonel gıda” diyor; biz yıllardır “iyi gelir” diyorduk. Yoğurt Uygarlığı çalışmam sırasında fark ettiğim en ironik şey şuydu: Dünya yoğurdu yeniden icat etmeye çalışırken, biz onu sıradanlaştırmıştık. Kendi ülkesinde parya! Şimdi roller değişiyor.
**SWICY MODASI VE ANADOLU’NUN ÖZGÜVEN SORUNU
**2026’nın modası yenilikçi lezzet bileşimleri. Aslında tek tarifte en az iki tadı alma deneyimi. Tatlı-acı (swicy), tatlı-tuzlu (swavory) ve tatlı-ekşi (swangy) tat karışımları mönülerde daha sık görünecek. Örneğin bal-biber sosları, baharatlı şuruplar, tatlı-acı soslar! Adı da hazır: swicy. Kelime yeni, fikir değil.
Nar ekşisiyle acı biberin yıllardır aynı tabakta durduğu bir mutfaktan geliyoruz. Dünya şimdi bu uyumu yeniden keşfediyor.
Biz ise hala “acıyı fazla koymuşsun” tartışmasında kalıyoruz.
Sorun damakta değil, özgüvende.
